26 Kasım 2011 Cumartesi

Gençlerbirliği 0 Fenerbahçe 0

Fenerbahçe'nin deplasman galibiyetleri artık sonlanıcak gibi duruyor en azından üst üste galibiyetler uzak görünüyor. Beşiktaş, Sivas ve en sonunda Gençlerbirliği deplasmanında da takım puan kaybetti. Maça kadroda bazı değişiklikler ile başlandı. Bekir'in cezalı, Mehmet Topuz'un sakat olması zorunlu değişikliklerdi bunlara orta alanda Baroni'nin yerine hocanın tercihi ile Selçuk'ta eklenince uzun zaman sonra başka bir kadro sahada idi. Fenerbahçe'nin sezonun tamamında görülen hareketsizliği bu maçta devam etti. Özellikle hücum hattında takım üretkenliğini sağlayamadı. Maçın en iyi üç isminin Yobo ve Bilica ile kalede Volkan olduğunu söylersem maçı izlemeyen biri durumu anlıyacaktır. Oyunu kontrol eder gibi gözüktük fakat topla oynamamız ya kendi yarı sahamızda ya da orta alanda olan paslaşmalarımızdan ibaretti. Topa sahip olmamıza rağmen gole yaklaşamamızın en önemli sebebi iki kanat idi. Solda Caner ve sağda Özer öylesine toplar kaybettiki maçtan çıkan ilk iki oyuncuda ikisi oldu. Üstelik Ziegler'in çakılı oyununa Alex'te topla buluşmak için geriye sık sık gelince kanatlardan top ileriye taşınmamaya ve Alex kaleden çok uzakta topla buluşmaya başladı. Kaptan bu duruma maçın sonuna doğru öyle sinirlendi ki, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi 5 Gençlerbirliği oyuncusunu arka arkaya çalımladı. 


Fenerbahçe adına kanatların işlememesi ve ileride Alex'i topla buluşturamamız oyunu etkiledi dedik. Bienvenu sırtı dönük oynayamadığı gibi aldığı topları da rakibe vermeye başlayınca, ileride top tutmamız imkansıza yakın bir hale geldi. Özer'in sürekli içeri kat etmesi ve aldığı topları çalım ve geri pas ile sonlandırması ve en önemlisi geriye yardıma gelmemesi Gökhan'ın savunduğu sağ kanadı Gençlerbirliği adına cennet bahçesine çevirdi. Sık sık kontraatak imkanı yakalayan Gençlerbiliği, buradan Fenerbahçe kalesine çokça tehlike yaşattı hatta bazı pozisyonlarda sol kanatta bomboş bekleyen arkadaşlarını göremeyen Gençlerbirliği oyuncuları sayesinde    Fenerbahçe tehlikeyi ucuz atlattı. Özer ve Caner'in yerine Semih ve Uğur Boral girdi. Bienvenu sağ açık mevkisine geçti ve bu dakikadan sonra Gökhan Gönül hem geriye gelip kanatı savunmaya hem defanstan aldığı toplarla hızla bindirme yapmaya çalıştı ki, kendisini ayrıca tebrik etmek lazım. Sol kanatta Uğur ise Caner'den bile kötü bir performans gösterdi. Kendisini eski günlerinde sanıyor ama ayakları artık onu kaldırmıyor. Topu atıp koşmaya çalıştığı kaç pozisyonda başarısız oldu ve Stoch oyuna girdğinde bu sefer olması gereken en son yer olan sağ açığa geçti. Stoch oyuna girer girmez yakaladığı pozisyonda aşırtma mı yerden mi vuruş yapayım kararsızlığı yaşayınca maçın Fenerbahçe adına Emre'nin direkten topu ile birlikte ikinci pozisyonu olan bu şansı da heba oldu gitti. Stoch'un 78. dakikaya kadar kulübede oturup, iki dakika ısındıktan sonra oyuna girmesi ve her iki kanatta dökülen ve sakat oyuncular varken dahi ilk 11'de yer almaması elbette bu son vuruşu beraberinde getirdi. Gençlerbirliği maç boyunca topa sahip olmaya, belli setleri oynamaya, yardımlaşmaya ve hızlı bir şekilde hücuma çıkmaya çalışan genç ve koşan bir takım. Bitirici bir hücum oyuncuları olsa ligde çok can yakarlar. Fenerbahçe'de bu maç artık kırmızı alarm seviyesine gelen forvet ve kanat sıkıntısı umarım en kısa sürede olumlu transferler ile aşılır ve en önemlisi yedekler arada bir 11 başlama şansını yakalar. Bu temposuzluk ve ileride top tutamama ve çoğalamama geçen sezonla kıyaslandığında takımın attığı gol ve girdiği pozisyonları da dikkate aldığımızda takımın eksik noktaları. Ara transfer ve fizik-kondüsyon takımın ihtiyacı olan şeylere kavuşması için gereken iki anahtar kelime.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Fenerbahçe 1 Eskişehirspor 0

Sivas mağlubiyetinden sonra lige verilen milli maç arası sakatlar için iyi olucak derken bu sefer daha fazla eksikle karşılaştık. Yobo ve Ziegler'in yokluğunda Semih'te kadroda yer almıyordu. Defansta Bilica, sol bekte uzun bir aradan sonra Uğur Boral yer almıştı. Fenerbahçe'nin iyi başlamasına rağmen golü bulması biraz zor oldu. Orta alanda fazla bir yan pas hastalığı vardı. Takım ileride çoğalamıyordu ve Eskişehir zaman zaman bunaltıcı bir abluka ile kale önünde fazlasıyla etkili oldu. Nadareviç'in atılması ile Eskişehir top hakimiyetii kaybetti ve ancak maçın son 6-7 dakikasında farkı arttıramayan Fenerbahçe'nin geri çekilmesi ile yeniden etkili oabildi. Alex'in indirdiği topa duble kafa vuran Bienvenu ile maçın tek golü geldi. 

Maçtan oyun anlamında çok fazla memnun kaldığımı söyleyemiycem. Geçen maçlara oranla özellikle sol kanat hiç işlemedi desek yeridir. Kart cezasından sonra biraz kaptan hareketli ve istekliydi ki, golde zaten onun asisti ile geldi. Eskişehir'in fazla sorun çıkarmayan futbolu da bunda etkili oldu. Fenerbahçe geçtiğimiz sezonların aksine özellikle evinde oynadığı maçlarda daha az skor üretir bir durumda. 10 kişi kalmış ve 1-0 mağlup bir durdumdaki rakibe karşı taraftar daha domine bir futbol ve tabiki daha fazla gol bekliyor. Stoch'un oyuna girişi biraz öne alınabilirdi ama onunda oyuna girişlerinde sürekli memnuniyetsiz hali beni fazlasıyla endişelendiriyor. Fark biraz daha fazla açılsa Serdar Kesimal ve Sezer belki oyuna dahil edilip maç kondüsyonu yakalamaları denenebilirdi. Taraftarın deplasman yasağını protesto etmesini ayrıca tebrik etmek lazım. Herkesin kuzu kuzu kabullendiği bir durumu Fenerbahçe her zaman olduğu gibi protesto etti. Maçın belkide önüne geçen hadisesi Emre'nin tüm maç boyunca olan agresifliği idi. Bu olayı o kadar abarttı ki, artık kendi takım arkadaşlarına karşı bile küfür eder, kavga eder hale geldi. Türkiye'de, Emre'nin futbol yeteneğini sorgulayan kimse yok ancak bu tip hareketleri artık tahammül edilemez bir hal aldı. Milli takımın yenilmesinde ihale nedense Fenerbahçe'ye kaldı ve Emre bu durumdan dolayı fazlasıyla gergin. Maçın başından itibaren hakemle, rakip oyuncularla ve en sonunda kendisine abi diyen Gökhan ile kavga etti ve atılan gollerde bile reaksiyonu çok sınırlı olan Aykut Kocaman'ı bile saha kenarından bağırmak zorunda bıraktı. Ben her maç Emre'nin bu tip hareketlerinden fazlasıyla sıkıldım ve takıma zarar vericek boyutlara ulaşan bu durumun daha fazla devam etmesinin çok daha tehlikeli sonuçları olacağı kanaatindeyim. Özellikle Aykut Kocaman'ın bu olayı her ne kadar basın önünde korumacı bir tavırla geçiştirse de kapalı kapılar ardında Emre'ye gerekli uyarıları yapmasını bekliyorum. Dışarıda herkesin efendiliğinden bahsettiği bir oyuncunun saha içerisinde bu kadar agresif olmasıda ayrı bir mesele. Gerekirse psikolojik bir yardım alması sağlanarak öfke kontrolünü yeniden kazanması denenmeli. Fenerbahçe iyi oynamıyor ama galip geldiği için ve olağanüstü durumlardan geçtiği içinde takıma fazla kızmak içimden gelmiyor. Biraz daha fazla oyuncunun oyuna katılması ve forma şansı bulması ile ara transferde ön alana bir transfer yapılması takımı daha iyi bir duruma getirecektir.

12 Kasım 2011 Cumartesi

Türkiye 0 Hırvatistan 3 - Elveda Ay Elveda Feza

Araba yol boyunca sürekli savruldu. Lastiği patladı, su kaynattı, hatalı sollama yaptı ve en sonunda uçurumdan aşağı yuvarlandı. Sürücü belkide dünyadaki en iyi sürücülerden biri ama o bile idare edemedi bu arabayı. Araba devrildikten sonra yol gösterilen bir ülkeye geldi sürücü ve iyi maaş verdiler bu da dert oldu ahaliye ve en sonunda pandoranın kutusu açıldı. Artık o gitsinler, bu gelsinler, ihanetler, küfür kıyametler, o olmalıydı, bu olmamalıydılar falan çok konuşulacak. Yeni bir araba yapmamız için gerekli motor ve teknolojiye sahip olduğumuzdan dem vurulucak, dünya'nın en iyi arabasını yapabileceğimiz anlatılıcak üstelik duygusal!! bir araba yapalım denicek. Herkes yarışın sonuna ulaşırken biz diğer yarışların derdine düşücez yine başkasının yaptığı yarışları izliyeceğiz.

Tüm bu karmaşa sona erdi. Böylesine acımasız eleştirilerin yapıldığı, kadronun sürekli değiştiği, her elenmeyle yeni bir yapılanmanın başlatıldığı ülkemizde yeniden başa döndük. Hoca gitsin, bu oyuncular ruhsuz, hainler, kafirler falanlar filanlar. Şimdi kim gelsin kim gitsin, o hükümete, bu basına, şu sana, bu bana yakın diyerek kendi dünyamızda yaşamaya devam edicez. Televizyonda biz Hırvatistan'dan daha iyiyiz, Modric'i kim tanıyor gibi yorumlar yapan adamlar ekranı işgal ettikçe bu döngü devam edicek. Biz yine tv başında biralar elimizde Portakalları izliyeceğiz. Dünya Kupası elemelerinde aynı gruptayız ama bizim ayarımızda değiller. Biz en iyiyiz, arabamız hızlı, sürücümüz muhteşem ama ehliyeti 2 senede bir kaptırıyoruz. Hadi hayırlı traşlar...

1 Kasım 2011 Salı

Fenerbahçe 1 Kardemir Karabükspor 0

Maça olabilecek en kötü şekilde başladık. Kalemizde Volkan'ın kurtardığı bir top ve ardıdan Alex'in atılması. Kırmızı kart takımın direncini bir kat daha arttırdı ve öncesinde Gökhan'ın pasında golü kaçıran Bienvenu ardından Mehmet Topuz'un asistinde yaptığı aşırtma vuruşla maçın tek golünü attı. 10 kişi kalan Fenerbahçe maçın kalan bölümüde oyunu kendi sahasında kabul eden bir vaziyetteydi. Orta alanda Mehmet Topuz ve Caner ile defansta Yobo ve kalede Volkan tüm maç boyunca en iyi isimlerdi. Hakemin anlamsız kararları ile takımın sinir katsayısı da artı. Özellikle Emre bu pozisyonlarda kontrolünü kaybetti ve birden fazla pozisyonda atılmasına sebep olucak hamleler yaptı, maçı sarı kart ile bitirmesi bir mucize. Karabükspor geçen yılki halinden çok uzak, yaratıcılıkları ve bitiricilikleri kalmamış, deplasmanda bir takım için tehlike oluşturacak konumda değiller. 10 kişi kalan Fenerbahçe, iyi alan parselleme ve presi ile Karabükspor'un pas bağlantılarını çok rahat kesti ve 1-2 pozisyon haricinde Fenerbahçe kalesinde etkii olamadılar.

Caner'e ayrı bir parantez açmak lazım. Geçen yıl sol bek oynarken adeta isyan ettiğimiz adam asıl mevkisinde harikalar yaratıyor bu sezon. Sol açık mevkisinde hem defans hem ofans açısından mükemmel işler yapan Caner'i bu haliyle ne Stoch ne Uğur ne de Özer ya da Dia kesemez. Beşiktaş maçındaki etkinliliğini yine korudu ve maç boyunca en çok mücadele eden ve topu ileriye taşıyan oyuncuydu. Fenerbahçe Alek'siz de kazanacağının ve mücadelesinin asla engellenemeyeceğinin sinyallerini verdi dün akşam. Geçen yıl şampiyonluk için akıtılan ter ve yapılan mücadele bu yıl yaşanan olaylar nedeniyle takımı daha fazla biraraya getirmiş. Takım halinde oynamaktan ziyade takım halinde ortaya konan bir direnç var ki, maç boyunca skor ne olursa olsun Fenerbahçe süngüsünü hiç yere indirmiyor. Takımın tek sıkıntısı iç sahada eskiye nazaran gol açısından sıkıntı yaşaması olarak gözüküyor. Yine de ligde namağlup olan ve bunca oyuncusunu kaybettikten sonra hala mücadelesinin seviyesini koruyan bu kadroyu ve hocayı tebrik etmek lazım. Haftanın kapanış maçını yaptıktan sonra haftanın açılışını da biz yapıcaz. Yaşasın Tff fikstürü.!!!