Kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kasımpaşa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2014 Pazartesi

Fenerbahçe 2 Kasımpaşa 1 / Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz

Puan kayıpları, sakatlar, cezalılar derken son derece kritik bir virajı spin atmadan dönebildi Fenerbahçe. Önce caddede adalalet arayışında sonra sahada galibiyet arayışında olan taraftar en sonunda Ali İsmail Korkmaz'ı da annesinin ellerinden öperek ugurlayarak 3 puana ulaşmayı başardı. Maç öncesi en büyük merak eksikler nedeniyle takımın nasıl şekilleneceği idi. Ersun Yanal orta alanda basan koşan isimlerle, ileri uçta ise Duracell ile maça başladı. Sahada yaratıcılık az seviyede olunca geriye presten başka çara kalmamıştı. Nitekim Fenerbahçe ilk dakikalara müthiş bir presle başladı. Pozisyona girmekte hatta ofsayttan kurtulmakta ne kadar zorlansada, mücadele anlamında bir eksiği yoktu. Uzun süredir puan kayıpları ile boğuşan Kasımpaşa'da ise ana hedef kontra idi. 

İkinci yarının hemen başında yaratıcılığı arttırmak adına ''gamsız'' hamlesi geldi Ersun Yanal'dan. Fenerbahçe rakibin kısa süre içerisinde 10 kişi kalmasıyla oyuna hükmetmeye ve özellikle Gökhan'ın bindirmeleri ile etkili olmaya başladı. Maç boyunca sol kanatta Sow'un bir sezonda verdiği verimden daha fazlasını veren Alper Potuk ile Fenerbahçe dikine gitmeye başladı. Kilidi açıcak golün seslerinden sonra Emre kilidi paramparça edercesine güzel bir vuruşla takımı öne geçirdi. Kalp hastalıklarında uzmanlaşmış Fenerbahçe için bu skorun fazla heyacanlı olmuyacağı düşünülmüş olucak ki, Kasımpaşa 10 kişi ile golü buluduktan 45 saniye sonra Bekirovic ile skoru 2-1'e taşıyarak 2 hafta aradan sonra 3 puanla tanıştık. Emenike'nin her oyuna girmeye niyetlenişinde golü bulmamız sezonun geri kalanında takımın totemi olsun. Zor bir viraj, eksiklere ve çok iyi olmayan bir oyuna rağmen 3 puan alınarak dönüldü.  

Önümüzdeki hafta Elazığ deplasmanında cezalılar ve en azından sakatların bir kısmı daha dönücek ve daha ideal ve en önemlisi yaratıcı bir kadro ile sahaya çıkıcaz.Galatasaray'ın giriceği zor fikstürde göz önüne alınırsa hem farkı korumak hatta münkünse biraz daha açmak için uygun fırsatlar karşımıza çıkıcak. Uzun süredir oynamamalarına rağmen katkı veren isimler şampiyonluk için en büyük inancın işaretleridir. Hem cadde hem stad bütün gün haykırdı, belki duymayanlar vardır bir kez de biz söyleyelim:  ''Ali İsmail Korkmaz, Fenerbahçe Yıkılmaz''.

17 Eylül 2013 Salı

Kasımpaşa 2 Fenerbahçe 3 / Luciano Etkisi

Uzatma dakikalarında Webo'nun attıgı gol bana 2006-2007 sezonunda şampiyonluğa yürürken en önemli galibiyetlerden olan Sakaryaspor maçını hatırlattı. Son dakika golü Fenerbahçe'ye hayat vermişti. Dün akşamki golü de biraz o açıdan tekrar tekrar izledim. İyi oynamadığımız, 2 kez geriye düştüğümüz bir maçta 3 puandan fazlasıydı bu maç. Hem takıma hem Ersun Yanal'a soluklanmaları için müthiş bir avantaj sağladı. Sezon sonunda şampiyon olucaksak ilk bu maçı ve bu golü hatırlarım.

 Sivas maçının 11'i sahadaydı. Hem maçı kazanan oyunculara bir saygı hem de diğer oyunculara vazgeçilmez olmadıkları mesajı vermek için doğru bir hamleydi. Sow, Elazığspor maçında muhtemelen kadroda olucaktır ama bu maç 18 alınmamasını Ersun Yanal'ın bir güç gösterisi olarak görmek mümkün. Fenerbahçe ilk 15 dakikada çok etkili ve bol pozisyonlu etkinliğine rağmen golü bulamadı ve Kasımpaşa  ilk atağında golü buldu. Caner ile frikik golünü hatırladık. Hem bu golü hem direkten dönen frikiği çok etkiliydi ve denemeye devam etmeli. Maç boyunca Webo'nun skoru getiren golleri akıllarda kaldı. Webo ve Caner haricinde vasatı aşan pek fazla isim yoktu. Volkan ve Egemen hatta Alves çok düşük performans sergilediler. Maça ikinci yarı dahil olan Alper Potuk ise hem ilk 11 başlayan Meireles, Selçuk, Holmen üçlüsünden hem de ofansif katkı anlamında Kuyt'tan daha etkiliydi. Hala ilk 11'e Alper Potuk'u monte edemeyişimiz gerçekten başarısızlık. Orta alanda tam anlamıyla doğru isimleri ve doğru dizilişleri bulamamız takımın ritm problemini de beraberinde getiriyor. Kanat dizilişine göre sahaya çıksalar dahi Fenerbahçe 3 forvetle sahada ve buna orta alanda kesici olarak kullanılan birden fazla isim eklendiğinde yaratıcılık azalıyor. Tempo ve istek geçmiş maçlara oranla arttı ancak takım savunmasındaki sıkıntılar devam ediyor. Fenerbahçe ligde Beşiktaş ile birlikte en çok gol atan (11) takım olma özelliğini taşırken yediği gollerle (7) düşme hattında yer alan Gaziantep ve Konyaspor'dan sonra geliyor. Bu uyumsuzluk uzun vadede takımın başarısını olumsuz etkiler.
Caner'in performansına ayrı bir paragraf açmak lazım. Kadlec'in kötü performansı sonrası Hasan Ali'den de beklenen performans sağlanamamış olacak ki, Caner sol bek bölgesinde denendi. Sivasspor maçı ve ardından milli takımda gösterdiği performansın ardından Kasımpaşa maçıyla tavan yaptı. Maç boyunca yaptığı bindirmeler, attığı muhteşem frikik ve Webo'nun kafasına müthiş kestiği ortalarla takım için vazgeçilmez olmaya başladı. Hem Gökhan'ın hem Caner'in bindirdiği Fenerbahçe hücumları her rakip için korkutucu olur. Caner'in topu kaptırdıktan sonra yaptığı zamansız hamleleri de kontrol altına alınırsa çok büyük bir kazanım olduğunu söyleyebiliriz.

Fenerbahçe iyi oynamamasına rağmen galibiyeti aldı ve 4 maçta 3. galibiyetini alarak Beşiktaş'ın arkasına yerleşti. İlk hafta kaybedilen Konyaspor maçı da kazanılmış olsa ki, 2-0'dan maçı kaybettiğimizi ve Konyaspor'un o maçtan sonra 3 maçını da kaybettiğini ve muhtemelen sezon sonunda küme düşeceğini varsayarsak mükemmel bir lig başlangıcı denilebilirdi. Fenerbahçe hala iyi oynamıyor, çok gol yiyiyor, rakibe pozisyon veriyor, takım dizilişi ve oyuncu tercihlerinde problemler var ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen iyi bir durumda. Sorunlarını çözmeye başladığında daha iyi bir Fenerbahçe izliyeceğiz burada görev Ersun Yanal ve oyunculara düşüyor. Elazığspor maçıya seriye devam etmek lazım.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Fenerbahçe 3 Kasımpaşa 1

1. dakikada penaltıdan gol yemek, Fenerbahçe için bile fazla heyacan verici bir maç başlangıcı. Deplasman işini hallettikten sonra yeni sorunumuz Kadıköy'de ilk golü yeme gibi duruyor. Elazığ ve Sivasspor maçları puan kayıpları ile sonlanırken bu sefer maç sonu gülen taraf  Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe penaltı sonrası maçın bitmine kadar oyunu kontrol eden, rakip kaleye yüklenen, pozisyona giren ve golleri bulan takımdı. Kasımpaşa, ilk yarı gol sonrası ikinci yarı Gökhan Gönül'ün çizgiden çıkardığı top haricinde karşı kalede hiç gözükmedi. Rotasyon sonucu Hasan Ali-Stoch sol kanatı ile maça başlayan Fenerbahçe'nin bu kanatı hiç kullanamazken, sağ tarafta Gökhan Gönül-Kuyt ikilisi ile Topkapı-Aksaray hattı gibi çalıştığını söylememiz gerekir. Meireles zorunlu hizmeti sonrası orta alanda hem Topal hem Emre ile oynayınca daha iyi gözüktü. Ancak Baroni bölgesinde başlaması futbol açısından katkısını sınırladı, geriye gelince daha iyi işler yaptı. Hakemin müsade ettiği kadar oyun ritim bulabildi yani hiç. Sürekli faul kararları ile hakem oyunun akışkanlığı önündeki en büyük engel olarak maç boyunca sahadaki yerini aldı. 
İkinci yarı önce Baroni, sahada gözükmeyen Stoch yerine oyuna girdi ardından yeni baba Sow ile rotasyon buraya kadarmış denilip forvet güçlendirildi. Maç boyunca sahanın en iyi adamı olan Webo yanına Sow'da gelince vakit kaybetmeden golü yaptı. Kafası çalışan adam Webo, golü yine kafasın kullanarak 59. dakikada Kasımpaşa ağlarına bıraktı. Maçta beraberliğin erken  yakalanmasının ve Kasımpaşa'nın ileriye gitmeme yemininin devam etmesi neticesinde 2. golün geleceği aşikardı. Kasımpaşa'nın sürekli vakit geçirme hamleleri ve hakemin oyunu durdurma hastalığına rağmen Webo'yu düşüren Yalçın sayesinde Fenerbahçe, Emre'nin ayağından penaltıdan golü buldu. 2-1'in ardından kaleci dahil hücum etmeliyiz anlayışına aniden geçen Kasımpaşa kaptırdığı topun ardından 3. golü Sow'un ayağından kalesinde gördü. Fenerbahçe böylece hem Galatasaray-Ordu maçı öncesi puan farkının açılmasına izin vermiyeceğini,  hem de ligin sonuna kadar pes etmeyeceği gösterdi. Ligin ilk yarısında eksik olan ve puan farkının açılmasına, bizim ise maçlarda sinir krizlerine girmemize neden olan şey mücadele eksikliği idi. Emre-Webo takıma çok büyük katkı yaptı ve artık geriye düşmek, maçı kazanmanın önünde engel değil. İçerideki Sivasspor ve Elazığspor maçlarına ne kadar yansak azdır. O maçlardan sonra hem ligde hem Avrupa'da direnç göstermek ve galibiyetler almak çok önemliydi. Hafta içi forma şansı bulamayanlar sahaya çıkacakken, hafta sonu Beşiktaş'a, ''kardeş sen biraz geride dur'' mesajını hem de seyircisi önünde vermemiz gerekiyor. Fenerbahçe, mücadelesini ve kazanma isteğini sahaya yansıtsın, biz takımı her zaman alkışlarız. Dün akşam seyirci, maçı almamızdaki en büyük etkendi. Seyircisiz maç Fenerbahçe için avantajdır diyenlere duyrulur.

30 Eylül 2012 Pazar

Kasımpaşa 2 Fenerbahçe 0 - We Have A Problem

Maç sonu yazı yazmak artık içimden bile gelmiyor. Ortada kötü giden 1-2 şey olsa oturup üzerine kafa yorucam ama bir takım bütünüyle (yönetim, taraftar, teknik kadro ve en önemlisi futbolcular) kötüsüyse orada daha büyük sorunlarla karşı karşıyayız demektir. Bu dışarıdan görünmeyen ama Fenerbahçe'yi en tepeden en aşağıya kadar etkileyen virüs nedir bilmiyoruz ancak çok ciddi ve etkili olduğu kesin. Kasımpaşa hocasını değiştirmesine rağmen benim maça dair beklentim sınırlıydı ve nitekim maç boyunca bu düşüncemde çok yanılmadığımıda gördüm. Bir takımda 1-2 oyuncunun maç boyunca kötü oynama hakkı var, siz mücadale edersiniz rakip sizden daha fazla koşar, mücadele eder ve daha güçlüdür yenilirsiniz ona da eyvallah ama bütün takım sonradan oyuna girenlerde dahil bu kadar vurdumduymaz nasıl olabiliyor anlamıyorum.

Koşmadan, mücadele etmeden, hele 7 kişiyle kendi sahanda bekleyerek gol bulmak imkansıza yakın. Nitekim artık bir taktik haline gelen Fenerbahçe son 20 dakika oyundan fiziken düşer planı ile Marsilya 2 gol buldu, Trabzon son vuruş beceriksizliği ile 1 puan aldı ama Kasımpaşa 2 gol bularak 3 puanı cebine koydu. Direkten dönen ya da kaçırdığı diğer toplarda cabası. Alex'in orta sahanın da gerisine gelip top almaya çalışması oyunu buradan kurmayı denemesi, Sow'un tek başına bir oraya bir buraya savrulması, neden 11 oynadığını anlaymadığım Stoch'un güçsüzlüğü ve isteksizliği ve takım halinde isteksiz kalınması maçın kaybedilmesinin en temel faktörleri. Çok kötü Fenerbahçe maçları izledim, deplasmanda dan dun toplarla geçen 90 dakikalara tahammül ettim ama her sene aynı senaryo ile sahnelenen oyundan bıktım. Kim ne sorun yaşıyorsa yaşasın sahaya çıkan adam mücadele edicek, etmiyorsa yerine eden gelicek. Maç seçen tiplerden, hocayla hemen küsen oyunculardan gına geldi. Paranızı alıyorsanız sahaya çıkıp mücadele ediceksiniz, yenilsenizde kimse size neden yenildik demez. Taraftar sahada oynadığınız futbolun! ne olduğu gayet görüyor. Sürekli başkan, taraftar gazı ile mücadeleye başlayacaksanız hiç başlamayın. Her sene gazla dönmez bu çark. Çıkın oynayın, oynamıyorsanız da oynayana mani olmayın.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Fenerbahçe 2 Kasımpaşa 0

Beşiktaş maçı sonrası tavan yapan moral seviyesi galibiyet serisinin devam ettirilmesi ile alışkanlığa dönmeye başladı. Bu akşam sahada iyi ve baskılı bir Fenerbahçe yoktu ama son haftalarda karşılaştığı 6 rakipten de daha zayıf bir rakip olan Kasımpaşa'ya karşı aşırı bir pres ve azme de gerek yoktu.Penaltı pozisyonunu Volkan kurtarmasa daha çetin bir maç izleyebilirdik ama sonuş çok farklı olmazdı. Maça aslında diğer maçlar gibi hızlı girdik ve özellikle Topuz'un şutu gol olsa daha erken bir skor maçın skor farkını arttırabilirdi ama kalecinin performansı bu noktada etkili oldu. Gol geçiktikçe eski günler taraftarlar arasında hemen hatırlanmaya başlamıştıki, kaptan yine beyler sakin! dercesine topu 90'a gönderdi ve skor 1-0 geldi. İlk yarı boyunca atakları sonlara saklayan Kasımpaşa penaltı ile golü bulamayınca maçın geri kalanında idare eder tarza sahadaki varlığını sürdürdü. 

İkinci yarıya yine istekli başladık ve ikili paslaşmalar ile karşı kalede göründüğümüz dakikalarda Niang-Dia paslaşmasında topla buluşan Dia çokça eleştirilen skora katkı yapmıyor sözünü çürütürcesine topu ağlara yolladı ve 2 farklı skoru bulduktan sonra maç artık formaliteye döndü. İlk yarı boyunca rakiple yine çokça ve gereksizce laf dalaşına giren belli pozisyonlarda kontrolünü yitiren Emre'nin ve golünüde atan Dia'nın kenara gelmesi ile Fenerbahçe yeni giren Özer ve Baroni ile direnci arttırıp golü aramaya devam etti. Sık sık pas tercihlerinde yaşanan kararsızlıklar ve yanlışlıklar nedeni ile fark daha fazla açılmadan bu skorla son buldu. Özellikle Stoch'un etkisiz kaldığı maçlardan sonra Dia'nın yerine oyuna giren Özer'in performansını artık düşünmesinin vakti geldi. Oyuna girdikten sonra sahada pek bir varlığını göremedik. Takım 7'de 7 ile yola devam ediyor ve bu akşamı lider kapamayı garantiledik. İkinci yarı başlangıcında Aykut Kocaman dahil kimse bu kadar kusursuz bir 7 hafta düşleyemezdi herhalde. Rakiplerin puan kayıpları ile zirve ile fark önce azaldı ve en sonunda kapandı ki yarınki Trabzon-Kayseri maçı bizi zirvede bırakabilir. Önümüzdeki maçlar galibiyet serisini sürdürmeye gayet müsayit ve takım kazanma arzusunu sürdürdüğünde kilidi açıcak adamlar zaten ortaya çıkıcaktır. Beşiktaş ve Galatasaray'ın yerlerde süründüğü bir sezonda şampiyonluk her zamankinden daha fazla sevinci getirecek ve rakiplere ağır yaralar vericektir. Ciddiyeti ve kazanma arzusunu kaybetmeden yola devam.


27 Eylül 2010 Pazartesi

Kasımpaşa 2 Fenerbahçe 6

Fenerbahçe açısından bir seri yakalamak ne kadar önemliyse Kasımpaşa açısından da galibiyetle tanışmak o derece elzem. İlk 25 dakika bu açıdan ele alındığında her iki takımında fazlaca savruk oynadığı ve defansta verdiği açıklarla kalesinde goller gördüğü zaman dilimiydi. Fenerbahçe'nin 1-0  geriye düştügü maçta 3-1 öne geçtikten hemen sonra 2. golü yemesi ile kafalarda oluşan gene mi sorusu bu kez pas geçildi ve takım 2. yarı 3 gol daha bularak farklı bir galibiyet aldı. Fenerbahçe kadro kalitesi olarak altında olan takımları yakaladığında 3-4 gol atabiliyor ve bu maçlarda kalesinde goller görse dahi attığı yediğinden fazla olduğu için bir problem teşkil etmiyor ancak aradaki kalite farkı kapandığında Trabzon ve Kayseri'ye yenilen takım kendi sahasında öne geçtiği Beşiktaş maçında ise üstünlüğünü koruyamıyarak beraberliğe razı oluyor. Fenerbahçe aslında geçen seneden devam eden sorunları ile sezona girdi ve bunları hala çözmüş değil. Takım savunması denen olgu Fenerbahçe'ye hiç ugramamış gibi duruyor zira ligin en fazla gol atan takımı olan Fenerbahçe (17) aynı zamanda yediği 10 gol ile Kasımpaşa, Sivas ve Manisaspor'un ardından ligin en fazla gol yiyen 4. takımı durumunda. Yine lige yeni çıkmış 3 takım dahi Fenerbahçe'den daha az gol yemiş durumda. Defanstaki bu savrukluğu ve yetersizliği sadece Bilica ile açıklayamayız. İlk yarıda yenilen goller neticesinde oyundan alınan Bilica elbetteki hatalıdır ve yerine giren Yobo ile aralarında gece ile gündüz kadar fark vardır ancak Niang, Alex, Dia üçlüsünün defansif anlamda katkılarını yok olarak kabul edersek bunlara birde Mehmet Topuz'un isteksizliğini eklediğimizde Fenerbahçe ortasahası bir park gezinti alanından farksız. 


Bu akşam ikinci yarı Bilica-Yobo ve Santos-Caner değişiklikleri ile başlayan ikinci yarıda Fenerbahçe'nin ilk yarıya nazaran daha derli toplu olduğunu gördük ancak bu değişiklikler dahi Fenerbahçe savunmasının istenilen seviyede olduğunu söylemek için yetersiz. Selçuk'un sadece geriye gömüldüğü bir ortamda bugün muhteşem bir gol atan Emre ileri geri gitmekten helak oluyor ve yaşadığı sakatlıkların ve anlamsız kartların önemli bir nedenide harcadığı aşırı efor. Öyleki ikinci yarı belli bir bölümde topa baskı yapmadığı için Mehmet Topuz ve oyuna sonradan dahil olan Stoch ile tartıştı ki sonuna kadar haklıdır. Dia'nın müthiş şekilde kullandığı sol kanat ve yaptığı 2 asist takımı ileriye taşırken aynı üretkenlik sağ kanattan hiç sağlanmadı. Gökhan Gönül'de geçmiş maçlara oranla daha az ileriye çıkınca sol ve sakatlar arasındaki üretkenlik farkı kabak gibi ortada. Aykut Kocaman'ın oynatmak istediği oyun planında kanat organizasyonu ve etkinliği Dia'nın bugün sergilediği performans oranında olmalı ancak yabancı sınırlamları nedeniyle Stoch & Dia ikilisini her iki kanadı mükemmel şekilde kullanırken izleyemiyoruz. Zaten ligimizde takımların şu anki en büyük sıkıntılarından biri performanstan ziyade yabancı sınırlamları nedeniyle çokça değişen oyuncu tercihleri, yedek kalan etkili oyuncular ya da yanlızca Türk pasaportuna sahip oldukları için sahada olan performansı yetersiz oyuncular ki bunları her takım için örneklendirebiliriz. 

Fenerbahçe orta alanda daha etkili bir yabancı oyuncu tercihi ya da Bilica'nın yerine daha kaliteli yerli bir stoper zor olmakla birlikte bulabilirse ileri üçlününde katıldığı bir takım savunması ile daha aktif hale gelebilir. İleride oynayan oyuncular kim olursa olsun günümüz futbolunda takım savunmasından azade olmuş bir oyuncu yok ve herkes savunma anlayışına katkı yapmak zorunda. Bu olmadığı takdirde Fenerbahçe bol gollü galibiyetleri kalesinde goller görerek aldığı gibi bazı maçlarıda rakibinin üstünlüğünü kabul ederek mağlubiyetle ayrılmak zorunda kalacaktır. Çözülmesi gereken en önemli sorunlar bunlar ve tüm bunlardan daha önemli olan takımın bir seri yakalayarak havaya girmesi. Rakiplerinin fikstürleri zorlaştığı haftalarda Fenerbahçe alacağı galibiyetler ile farkı kapatacağı gibi en önemliside morallenicek ve alınacak puanlar hem takımın hem hocanın nefeslenmesine hem de taraftar desteğinin artmasını sağlayacaktır. 

Takımda eksiklerin bu kadar göze batmasına neden olan bir diğer olguda kondüsyon sıkıntısı. Öyleki 83 ile 90. dakikalar arasında takım halinde ruhsuz bir görüntü sahaya hakimdi. Beşiktaş maçının 2. yarısınada yansıyan bu güçsüzlük savunma hataları ilede birleşince ortaya istenmeyen görüntüler ve topa ayağını dahi uzatmak istemeyen oyuncular çıkıyor. Bilica'nın artık yabancı tercihi olarak dışarıda kalıcağı düşünülürse Cristian'dan da iyi bir yedekten öte bir şey olmaz. Lugano-Yobo tandemi bozulmamalı ve Emre'nin yanına yapılacak etkili bir transferle takım bir adım öteye taşınabilir ancak bu savunma zafiyeti devam ederse bu oyun hocayıda ,başkanıda ,bazı oyuncularıda erkende götürür ve yeniden kayıp sezon hesapları yapmak zorunda kalırız. Kasımpaşa'nın geçen seneki futbolundan eser yok çünkü takım bütünüyle değişime ugramış ve bu kadar fazla transferin olduğu bir ortamda takımdan bütün halinde hareket etmesini ve hocanın istediklerini sahaya yansıtmasını beklemek fazlaca hayacilik olur. Henüz galibiyetle tanışmamalarına rağmen takıma gösterilecek sabır ile Yılmaz hoca bu takımı ligde tutucaktır. Fenerbahçe defansının yaptığı hataları değerlendirmede biraz daha maharetli olsalar farklı bir skordan da bahsedebilirdik ama herşeyden önce bu stad işini halletmeleri lazım ,göçebe takım gibi bir orda bir burda maç oynanmaz.


3 Eylül 2009 Perşembe

Yine Geldi

Kıyım başladı gerisi gelir artık dediğimde ilk hamleyide Kasımpaşa'dan beklediğimi söylemiştim. Kasımpaşa 4 maçta bir varlık gösteremeyen takıma ilaç olarak Yılmaz Vural'ı düşünmüş. Bence pek düşünmemişler çünkü düşünseler böyle bir hamlede bulunmazlardı. Yılmaz hoca artık Kasımpaşa'da taklalarına devam edicek. Takımı kurtarırmı derseniz bence kurtaramaz. Kasımpaşa'ya 2. lig yolu sonuna kadar açılmış gibi duruyor. Kendi düşen ağlamaz hele Yılmaz Vural'la düşen hiç ağlamasın mümkünse.