Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2015 Pazartesi

Fenerbahçe 1 Beşiktaş 0

Fenerbahçe yine kaotik bir ortamda maça başladı. Galatasaray maçından sonra Beşiktaş'ı da yenmek zorunda olduğu bir maça çıkıyordu. İkinci yarı için derbiler evimizde daha avantajlıyız diyen Fenerbahçe, Trabzonspor maçı haricinde diğer 2 derbiyi kazanmasını bildi ancak deplasmanda ve içerde olmadık maçlarda saçılan puanlar Fenerbahçe'yi bu galibiyetlere rağmen liderliğe taşımıyor. Fenerbahçe Galatasaray maçında alınan ceza nedeniyle kale arkası tribünlerin desteği olmadan maça çıktı, son dakika Gökhan Gönül sakatlandı ve sağ bek pozisyonunda kimsenin beklemediği Mehmet Topuz ismiyle karşılaştık. Kadro Emenike hariç doğru gözüküyordu. Emenike yine Emenike'liğini yaptı ve golü kaçırdı, bir başka pozisyonda da topu kontrol edemeyince film koptu. Meireles sakatlandı, devre arası Emenike çıktı ve en sonunda ikinci yarının başında Dirk Kuyt sakatlanarak oyunu terk etti. Bekir mi Diego mu girsin tartışmasını kimin fikri olduğunu bilmememize rağmen Diego kazandı. Tüm bu karmaşa 50 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleşti. 


Fenerbahçe ikinci yarı daha fazla yüklenmeye, Diego'nun girişi ile topu daha iyi kullanmaya başlasa da, aynı Galatasaray maçında olduğu gibi gol pozisyonlarına rakip takım girdi. Bazılarında Volkan kurtardı bazılarında da onlar kaçırdı. Senaryo birebir Galatasaray maçı gibi şekillendi. Tek fark gol biraz daha geç geldi. Fenerbahçe sol kanattan atak başlatmak isterken topu kapan Beşiktaş stoperi Necip hızla hücuma çıktı ve gol aramak için atağa katıldı, Fenerbahçe topu kaptığında Beşiktaş stoperi Fenerbahçe stoperleri ile aynı hizadaydı, ardından Webo'ya atılan uzun topta Atiba, Necip'in yerine hava topuna Ersan ile beraber çıktı ancak Webo bu hava mücadelesinden galip çıktı ve akıllı bir pasla topu Sow'a aktardı, mübarek gelişine öyle güzel vurdu ki, sonrası tam bir mutluluk, sevinç ve stresten kurtulma zamanıydı. O golle birlikte Fenerbahçe yeniden lige ortak oldu.




Yukarıdaki fotoğraflara iyi bakın. İlkinde seyirci ile olan münasebeti dün akşam sona eren Emenike kendi kafasına göre formayı çıkarıp sahayı terk etmeye kalkıyor. Ardından binbir yalvarış sonucu çıkardığı formayı giymek zorunda kalıyor. Devre arası oyundan alınıyor ve stadı terk ediyor. Dün akşama kadar Fenerbahçe seyircisi Emenike'nin kahrını çekti ve artık bardak taştı. Aziz Yıldırım ve İsmail Kartal oyuncunun arkasında dura dura bu formsuz adamı bitirdiler. Bunca kötü oyuna rağmen her maç ilk 11'de sahaya çıkan adam da kendini nimetten saymaya başladı. Bu seyirci ile girdiği ilk tartışma değil, eğer Fenerbahçe yönetimi ve maç sonu hala ona destek olun diyen İsmail Kartal bu adamın biletini kesmezse son da olmuyacak. Artık gol kralı da olsa, takımı şampiyon da yapsa, eskiye dönülmeyecek. Taraftar onu desteklemiyecek ve ne zaman sahaya çıkarsa hep yedekte bekleyen forvetin ismini dün akşam olduğu gibi duymak zorunda kalıcak. Atılan golle Fenerbahçe'nin forvetinin kim olduğunu taraftarın, İsmail Kartal ve Aziz Yıldırım'dan daha iyi bildiğini de görmüş olduk. Emenike'nin Fenerbahçe kariyeri dün akşam itibariyle sona ermiştir. Fenerbahçe formasını böylesine fütursuzca çıkarıp tekrar giymeye hakkı yok. Kimse Fenerbahçe seyircisine rağmen bu takımda kalmaya devam edemez.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Beşiktaş 1 Fenerbahçe 1

Derbinin Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanması yetmezmiş gibi,öncesinde e-bilet krizi yaşandı. Fenerbahçe taraftarının zaten alınmadığı maça Beşiktaş taraftarıda tam anlamıyla gelemedi. Galatasaray'ın 1 gün önce yenildiğini düşündüğümüzde Şampiyonlar Ligi'ni kovalayan Beşiktaş'ın stadı tamamen doldurması olasıydı. Rüzgar, yağmur, Mahmutbey gişeleri derken maç beklenenden daha hızlı ve sert başladı. Galatasaray maçındaki mesaisine kaldığı yerden devam eden kaptan! Emre ve Beşiktaş'ın yeni transferi Jones maça çok iyi başladılar. Birbirlerine vurmaya hatta sakatlamaya varan hareketlerine FİFA kokartlı yetenek zengini hakemimiz HalisÖzkahya'da uyunca, 2 oyuncu da sarı kartla yola devam etti. Tüm bunlar arasında mübarek adam, Kuyt'ın verdiği ara pasın sonucunda muhteşem bir kurnazlıkla golü buldu ve Fenerbahçe öne geçti.  

Beşiktaş'ın Motta ile bulduğu gol umutlanmasını sağladı. İkinci yarının hemen başında Emenike'yi düşüren Motta'ya kart göstermeyen Halis Özkahya, bu pozisyondan kısa bir süre Motta'nın faulüne ikinci sarıdan kırmızı kart verdi ve Beşiktaş 10 kişi kaldı. Fenerbahçe oyunu daha fazla kontrol etmeye, defansını da daha ileriye taşımasına rağmen golü bir türlü bulamadı. Motta'nın yerine giren İsmail Köybaşı'da önce Moussa Sow ile kavga edip ilk sarısını ardından kaptırdığı topu almak için yaptığı hamleyle 2. sarısını görerek Beşiktaş'ı 9 kişi bıraktı. Bu dakikadan sonra sahada futbol adına konuşucaklarımız çok azdı. İki takımda skoru değiştirmeyi başaramadı ve Fenerbahçe şampiyonluğu Kadıköy'e bıraktı. Beşiktaş'ta 9 kişi kalmasına rağmen 1 puan alarak en azından Galatasaray'a az da olsa üstünlük kurmuş oldu. 


Fenerbahçe önümüzdeki hafta muhtemelen şampiyonluk turunu kendi sahasında atıcak. Başkanın yargı süreci yetmezmiş gibi abuk subuk nedenlerle sahamız da 1 maç kapatıldı. Rizespor maçı cezada değişiklik olmazsa kadın ve çoçuklar önünde oynanıcak. Ligi artık bitirip önümüze bakmak için 1 haftamız var. Beraberlik bile şampiyonluk demek. Seyircili ya da seyircisiz önemli olan şampiyonluk. Bu şampiyonluk belki de Fenerbahçe tarihinin en anlamlı şampiyonluğu olucak. Çok çalıştılar, çok çabaladılar, türlü engellere rağmen sonunda başardılar. Önümüzdeki hafta resmen şampiyonuz. Çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tamam mı?


1 Aralık 2013 Pazar

Fenerbahçe 3 Beşiktaş 3 / İşte Süper Lig Bu

Son yıllarda izledğim en zevkli derbiydi, iki takımın da hakkını vermek lazım. Bireysel hatalar, hakem hataları yanında takım halinde direnç ve yine bireysel mükemmel performanslar vardı. Fenerbahçe orta alanı geçen hafta tribünde geçiren ancak takım planlamasında her zaman ilk 11'de yer alan Mehmet Topal & Meireles ikilisine yeniden teslim etmişti. Mehmet Topal yine sahanın en iyilerinden biriyken Meireles yine arkadaşlarına ihanet etti. Uzun uzadayı bu pozisyonu irdelemeyeceğim ancak maç Fenerbahçe adına beraberlik ile sonuçlandıysa bunun tek sorumlusu Meireles'tir. Yenilen gollerdeki defans ve kaleci hatalarına rağmen Fenerbahçe, 11 kişi mücadele etse  bu sorunların üstesinden gelirdi. Nitekim ikinci yarı 10 kişi ile bu işi neredeyse başarıyordu. 

Bobo'dan sonra Almeida yeni belalımız oldu. Fenerbahçe'nin 10 kişi 2-1'i yakaladığı dakikalardan sonra 2 pozisyonda Beşiktaş soyunma odasına 3-2 önde gitti. Fenerbahçe'nin sezon boyunca devam eden müthiş presi, birbirini takip eden 2 pozisyonda Beşiktaş tarafından kırıldı. Arka tarafta yakalanan dağınık defansa, Gökhan ve Volkan'ın rezalet performansları eklenince Beşiktaş, Fenerbahçe'nin presine karşılık yapılacaklar listesini kamuoyuna açıklamış oldu. Bununla birlikte özellikle ikinci yarıda Fenerbahçe'nin 10 kişi ile Beşiktaş'ı sahadan silmesi gerçekten müthiş bir fizik kalitenin ürünü. Ersun Yanal hakkında hep bilimsel çalışır, takımlarını iyi çalıştırır söyleminde bulunulur ancak sahada neredeyse 3-4 tane 30 yaş üstü adamla bu baskıyı uygulamak gerçekten muhteşemdi. Kuyt ile Fenerbahçe beraberliği yakaladı. Sayılmayan bir gol ve verilmeyen bir penaltı da cabası. Bu maçta konuşmak istediğim en son kişi Cüneyt Çakır. Benim için maçın en iyisi Alper Potuk'tu. Fenerbahçe kariyeindeki en iyi performansı ortaya koydu. Emre ve Meireles artık ilk 11'den uzaklaşırken Alper ve Salih ilk 11'e girmeli.


Fenerbahçe belki maçı kazanmadı ancak taraftarların evlerine galibiyet almışçasına mutlu gittiğini söyleyebiliriz. Bu mücadeleyi gösterdiklerinde kaybedecekleri maç sayısı çok azdır. Bununla birlikte 10 kişi delicesine oyunu forse etme noktasına nasıl geldik gerçekten çok merak ediyorum. Maçı izlerken suratıma salakça bir gülümseme yerleşti. Fenerbahçe gerçekten iyi yolda. Aç kapıyı Veysel Efendi, gerçekten Fenerbahçe geliyor.

4 Mart 2013 Pazartesi

Beşiktaş 3 Fenerbahçe 2 / Galip Sayılır Bu Yolda Mağlup

Galatasaray'ın, Eskişehir deplasmanında mucizeler eşliğinde puan kaybı yaşamasının ardından maçın önemi 1 kat daha arttı. Zaten yenmek zorunda olduğumuz rakibimiz karşısında bu fırsatı bir kez daha geri çevirmemeliydik. Yobo süprizi haricinde sahada ideal isimler ve dizilişle yer aldık. İlk düdükle birlikte rakip sahada çoğalan, özellikle Gökhan Süzen'in kanatından iyi bindirmeler yapan bir Fenerbahçe vardı sahada. Golü Webo ile bulduk ancak yan hakemin hayli esnek ofsayt tanımlamasının kurbanı olduk. Yılmadık oyunu devam ettirdik bu sefer Sow ile golü bulduk ve öne geçtik. Yine aynı şey oldu golü bulur bulmaz, motorlar durdu. Beşiktaş'ın üstüne yüklenmeye devam edip fişi çekmek yerine beklemeyi tercih ettik ve hakemin zorlama bir el kararı sonrası maçın en çok çalışan adamı Kuyt'ın kendi kalemize attığı golle durum 1-1'e geldi. İkinci yarı Beşiktaş morallenmiş ve taraftar desteğini arkasına almıştı. Niang ile golü buldular ve dirençleri bir üst seviyeye çıktı. Ardından cevap çok çabuk gelince ibre yeniden ortaya geldi. 

Fenerbahçe ısrarla gol aramaya ve galibiyet peşinde koşmaya devam etti. Değişiklikler ile orta alan Beşiktaş'a bırakmasına rağmen karşı kalede etkili olmaya devam ettik. Hatta son dakikalarda arka arkaya kazanılan kornerlerde ısrarla ve acele ederek pozisyonu kullandık ve Beşiktaş kazandığı topla aynı Antalyaspor'un bulduğu gol gibi golü bularak maçı 3-2 kazandı. Fenerbahçe bu maçı kaybetmek istemese ya da genel Aykut Kocaman eleştirilerinin en önemli argümanı olan beraberliğe yatsaydı, bu maçtan puan alırdı. Ancak daha önceleri özellikle Elazığ ve Sivasspor maçları ile Karabükspor maçlarında saçılan puanlar nedeniyle Fenerbahçe lideri yakalamak ve risk almak zorunda. Bu durumda olmasından kendi sorumlu ve bu durumdan kurtulmak için son dakika riskini aldı. Fenerbahçe golü bulsa ya da maç berabere bitse şu an hakemin abuklukları konuşulacaktı. Son dakika golü Beşiktaş'ı göklere çıkardı. Böyle yenilmesi Fenerbahçe için bence olumlu bir durum. Hücumu düşünmek, gol aramak bu takımın ana felsefesi olmalı. Bu maç kaybedilmiş olabilir ama bu karakter kazanıldığında tek maçın getirisinden daha büyük bir hazine ile karşılaşıcaz. 

Fenerbahçe an itibariyle Galatasaray'ın 7, Beşiktaş'ın 1 puan gerisinde. Özellikle şampiyonluk için fazla şansı olduğunu söyleyemeyiz ancak sonuna kadar risk almaya ve mücadele etmeye devam etmeli. Ben Beşiktaş'ın bırakın şampiyonluğu, ligi 2. sırada bile bitiremiyeceğini hala iddaa ediyorum. Aynı şey, ikinci yarı futbol adına ortaya birşey koyamayan Galatasaray içinde geçerli. Puan kayıpları onlar içinde devam edicektir. Fenerbahçe hafta içi deplasmanda çok organize ve sert bir rakibe karşı hayati bir maç oynuyacak ve dönüşünde kendi evimizde olmasına rağmen ligin en önemli takımlarından, puan sıralamasında 3 puan gerimizde olan Bursaspor ile karşılaşıcak. 1 hafta içinde işler yeniden yoluna girebileceği gibi tamamen berbat bir duruma da gelebilir. Kadro nasıl reaksiyon vericek bu son dakika golüne bilmiyorum ama son dakika gollerini aramaya her zaman devam etsin, tek isteğim bu.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 3 Beşiktaş 0

Kaostan mutluluğa diye bir film çekilse Fenerbahçe camiası tek başına bu filmin altından kalkabilir. Her zaman sorunlardan beslenen enteresan bir yapımız var. Kasımpaşa maçında sahada yürüyen ve 2-0 yenilgiye neden olan oyuncular bu maçın ardından deplasmanda B.Mönchengladbach'ı 4-2 yenerken sahada toplam 125!! km koşmayı başardılar. Fenerbahçe'nin saha dışı mental sorunları saha içine karışmadığında ortaya çıkan tablo bu. Hemen bu maçın ardından evinde Beşiktaş'ı 3-0 gibi bir skorla yenen Fenerbahçe ligi ilk 2 sırada bitiricek bir kadroya zaten sahip ancak oyuncular bunu ne kadar istiyor o maçtan maça değişiyor. Son iki maçta Fenerbahçe'li oyuncular oyunu kazanmak adına koştu, mücadele etti ve bunun sonucunda iki galibiyet aldı. Sow'un Galatasaray maçında attığı golün bir benzeri ile açılan perde, Gökhan'ın 2 golü ile damgasını vurduğu müthiş bir şov ve atılan 3 golle kapandı. Fenerbahçe özellikle orta alanda Beşiktaş'ın tek silahı olan Fernandes'e yaptığı baskı ile Beşiktaş'ın oyunu değiştirme şansını ortadan kaldırdı. Gökhan Gönül'ün ikinci golü maçı Fenerbahçe lehine tamamen çevirirken, Veli'nin kırmızı kart ile oyundan atılması neticesinde maç fiilen bitti. 

İkinci yarı sakatlıktan çıkan oyuncuların hızla kenara geldiğini ve Krasiç'in oyuna dahil olup bir topunun direkten döndüğü bir maç oynandı. Takım rakibin 10 kişi kalması ile birlikte paslaşarak oyunu soğuttu ve 1-2 atak dışında rakibide fazla zorlamadan maçı tamamladı. Alex sorunun maça etki etme şansı atılan goller neticesinde sıfırlandı. Takım daha çok koşan, mücadele eden ve maçı kazanma adına sahada herkesin elinden geldiğince mücadele ettiği bir hale geldi. Neden daha kötüydü, neden 1-2 maçta bu kadar iyi noktaya geldi, Alex'in olayıyla doğrudan bir ilgisi var mı sorularıda hala masada duruyor. Fenerbahçe artık Alex'siz oynamaya alışmak zorunda ve bunu 2 maçtır gayet iyi bir şekilde sürdüyor. Lige verilen ara takımın üzerindeki kara bulutları iyice dağıtıcak ve Bursaspor maçıyla birlikte deplasmanda nasıl bir performans ortaya koyacağı test edilecek. Şu ana kadar Fenerbahçe'nin deplasman galibiyeti bulunmuyor. Şampiyonluk, deplasmanlarda ortaya konan performanslar sonucunda geldiğine göre deplasmanda da vitesi arttırma zamanı geldi. Beşiktaş karşısında Gökhan Gönül bir süperstar performansı gösterirken takım halinde çok iyi mücadele eden Fenerbahçe, bir bütün halinde hareket ettiğinde ne kadar etkili olduğunu açıkça gösterdi. Bundan sonra eksik edilmemesi gerken tek şey mücadele. Bu mücadele sergilendiğinde hem Türkiye hem Avrupa maçlarında sonuçların geldiğini son iki maçta gözlemledik. Saha dışını saha içine fazla karıştırmadığımız sürece takımın yolu açık ama buna basın, yönetim hatta bazı taraftarlar ile oyuncular ne kadar izin vericek, bunuda ilerleyen günlerde gözlemleme fırsatı bulucaz.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 2 Beşiktaş 1

Emre yok, Sow yok, Alex yok ne var ulan it? gibi efsanevi ekşi sözlük sorularından birini soracak olursak, çubuklu var, azim var, isyan var, Volkan var, Stoch var en önemlisi arkanda milyonlarca taraftarın var cevabını verebiliriz. Son dakikada Emre'yi oynatmamak için karar alanlar, kendi evinde Galatasaray'a, deplasmanda Trabzonspor'a karşı dökülen Beşiktaş'ın birden doping almışçasına direnişi, Egemen'in geçen seneden devam eden kuyruk acısının sahaya yansıması, nihayetinden sonucun değişmezliği. Zalimin zulmü varsa Fenerbahçe'nin Stoch'u var. 

Maç karşılıklı tartmalar şeklinde geçerken, özellikle Fenerbahçe'yi tahrik ederek maçı germek  isteyen Beşiktaş, amacına Edu kasabının Volkan'ın dizine dalmasıyla kolayca ulaştı. Maçın durması ve oyunun soğuması Fenerbahçe'yi  özellikle ilk yarıda sonuca gitmekten uzaklaştırdı. İkinci yarıda ilk yarı 80 metre depar atıp Fenerbahçe kalesi önünde delikanlılık yapan Egemen, golü bulunca özellikle pusuda bekleyen Galatasaray'lıların gülüşünü, sırıtışı başlatan Egemen sonlardırdı. İlahi adalet diye bir şey varsa o anın tecellisi aşağıdaki fotoğraftır. 

Biz rakip olarak Galatasaray karşısındaki Trabzonspor'u istemiyoruz, hatta Beşiktaş'ın bu mücadelesini de alkışlıyoruz ancak Fenerbahçe maçı olunca kadro dışı kalanları affeden, yanlızca Fenerbahçe karşısında vites yükselten bir Beşiktaş'ı anlayamıyoruz. Ha aramızda anlayanlar varsa bizi de aydınlatsınlar. Fenerbahçe dün akşam iyi oynamadı, gerçi bu süreçte kimseden iyi futbol beklemiyoruz hele bu kadar sakat varken ve her maç bir sakat daha bu kervana katılırken bunu istemek aptallık olur. Takım kupanın ucundan tuttu bırakmıyor, kötüde oynasa yeniyor ve puan farkı 2 olduğundan dolayı köprüden geçip kupayı alırız diyenlerde son maç Kadıköy'de klasik hezimeti yaşama korkusu baş gösterdi. Korkunun ecele faydası yok, bu yarış son maça kalıcak ve gerekirse herkes sakatlansa da, cezalı da olsa sahaya çıkacak olan 11 çubuklu bu işi biterecek. Bitirmezlerse de canları sağ olsun, en azından rakibimiz şampiyon olmasın diye başka bir takımı desteklemek zorunda bırakmıyorlar bizi. Fenerbahçe şampiyon olacağına x takım şampiyon olsun lafı bu camiada hiç söylemediği için seviyoruz biz bu kulübü. Önümüzde iki deplasman ve son maç içeride düğünümüz var. Bu süreçte Galatasaray sadece Kadıköy'deki maçı düşünsün, diğerlerinde sonuç nasıl olsa değişmiyor.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Play-Off Fikstür


1. HAFTA (14/15 Nisan)
Fenerbahçe-Trabzonspor
Beşiktaş-Galatasaray
2. HAFTA (21/22 Nisan)
Galatasaray-Fenerbahçe
Trabzonspor-Beşiktaş
3. HAFTA (28/29 Nisan)
Trabzonspor-Galatasaray
Fenerbahçe-Beşiktaş
4. HAFTA (2/3 Mayıs)Galatasaray-Trabzonspor
Beşiktaş-Fenerbahçe
5. HAFTA (5/6 Mayıs)Trabzonspor-Fenerbahçe
Galatasaray-Beşiktaş 
6. HAFTA (12/13 Mayıs)
Fenerbahçe-Galatasaray
Beşiktaş-Trabzonspor



29 Ekim 2011 Cumartesi

Beşiktaş 2 Fenerbahçe 2

Bu yıl izlediğim en iyi Fenerbahçe'ydi diyebilirim. Geçen yıl şampiyonluğa giden süreçteki tüm bileşenlerin tek maçlık gösterisi gibiydi maç. İki kez geriye düşen ama maçı asla bırakmayan, deplasmanlarda ve derbilerde yenilmemeye devam eden Fenerbahçe vardı sahada. Beşiktaş'ın tüm sezonun aksine orta alanı diri tutup kanatları etkili kullanma isteği ve ilk yarı ve ikinci yarının ilk 10 dakikalarındaki presine bu sezon ilk kez şahit olduk. Fenerbahçe'nin topu kullanma isteğine Beşiktaş pres ve hızlı hücumlarla karşılık verdi. Taraftar desteği ile maça hızlı başlayan Beşiktaş golü ise tüm bu iyi gözüken yanlarına rağmen kişişel beceri ve yeni top teknolojisi ile buldu. Simao belkide sezonun en güzel golünü bu maçta ağlara gönderdi. Golden sonra Beşiktaş'ın hücum hızı ve isteği azalırken Fenerbahçe hem pas sayısı ve organizasyonunu arttırdı hem de kanatları özellikle sol kanadı iyi işlemeye başladı. İlk yarı boyunca Gökhan,Alex ve Bienvenu ile yakaladığımız pozisyonlarda kaleci Cenk ve Beşiktaş defansı çok iyi direndiler ve gole engel oldular. Sakatlıktan çıkan iki futbolcunun oluşturduğu sağ kanat hem defans hem hücum açısından sıkıntı yaşadı. 

İkinci yarı Beşiktaş skoru koruma güdüsünün aksine saldırmaya ve Fenerbahçe'nin ipini tamamen çekmeye çalıştı ve direkten dönen bir topları ve akabinde ofsayt diye sayılmayan golleri ile buna çok yaklaştılar. Fenerbahçe oyunda dengeyi ve topla oynama yüzdesini bu sefer gol yemeden arttırmaya başladı ve bence maçın en iyisi olan Caner ile sol kanatı işlemeye başladı. Defansa yardıma gelmeyen Q7'nin zaafiyetinden yararlanan Fenerbahçe, Caner'in direkten dönen şutunu tamamlayan Alex ile beraberliği sağladı. Bu dakikada Fenerbahçe'nin geçen yılı hatırlatan geriden gelme serüveninin ilk işaretini gördük. Golden sonra gözler iki kulubeye çevrildi. Carlos, hemen Almeida'yı oyuna alıp gol bulmayı düşünürken asıl ilginç değişiklik Aykut Kocaman tarafından geldi. Her iki kanatın hücum adamları Mehmet ve Caner kenera gelirken Özer ve Stoch oyuna dahil oldu. Bu değişikliğin özellikle Caner kısmını bende anlamdıramasam da Stoch'un dinamizminden yararlanmayı düşündüğünü belirten Aykut Kocaman'a katıldığımı da belirteyim. Bu değişiklikler sonrası oyun yeniden başladı ve Beşiktaş'ın hamlesini meyvesini verdi. Pozisyon bilgisini ve topa hamlelerini her zaman sorguladığım ve bire bir de çalım yedikten sonra geriye dönmesi dakikaları bulan Bekir'in hatasında Oueresma'nın ortasında oyuna giren Almeida golü buldu. Bu golde önünde duran Ziegler'in hamlesizliği Volkan'ın topu çıkarmasına engel oldu. Golün asıl sebebi ise Beşiktaş hücuma kalktığında geriye dönmeye başlayan Gökhan Gönül'e sen içeri gir diyen Bekir'in yediği çalım neticesinde geldiki, Serdar Kesimal'ı dört gözle bekliyorum. Fenerbahçe yeniden toparlandı ve karşı kale önünde etkinliliğini arttırmaya devam ettirdi.Alex ile girdiği pozisyondan yararlanamayan Fenerbahçe maçın son anlarında kazanılan frikik ile golü buldu. İbb maçındaki gibi topun başına beraber geçen Alex ve Baroni ikilisinden Baroni'nin mesafe itibariyle topa vuracağı belliydi. Kaleci Cenk'in baraj hatasını da değerlendiren Fenerbahçe, Baroni'nin ayağından golü bulup skoru eşitledi. Ardıdan Fenerbahçe Özer ile Beşiktaş ise Aurelio ile girdiği pozisyondan yararlanamayınca maç 2-2 berabere bitti. Maçtan geriye güzel goller ve pozisyon zenginliğinin yanı sıra, Fenerbahçe'nin geriye düşmesine rağmen galibiyete olan inancı ve maçın en başında II. Truva hareketini gerçekleştiren akıncı Fenerbahçe taraftarları ve maç sonunda depremzedeler için atkılarını atan Beşiktaş taraftarının güzel görüntüleri kaldı.

8 Mart 2011 Salı

Hakem Golümüzü Yedi Evin Ana

Cemrelerin düşmesinin ardından geleneksel ağlama seansları başladı. Ligde 9 puan önde olan ve herkesin çok iyi futbol oynadığı için can-ı gönülden desteklediği Trabzonspor, ikinci yarı ile avantajlı konumunu yitirmeye başladı. Önce deplasmanda Fenerbahçe'ye yenildi, ardından ligin ikinci yarısında kendi sahasında galip gelemeyen takım Fenerbahçe'nin 8'de 8 yapması ile liderliğni kaybetti. Kaybedilmiş bir şampiyonluk yok iki takım aynı puanda, her iki takımında benzer zorlukta maçları var ancak Trabzonspor'da bir akıl tutulması yaşanıyor. Oluşturulan bizi engelliyecekler geyiğine, bizi baltalıyorlar ile devam edip en sonunda pozisyon incelemeye ve yan hakemin memleketi ile Fenerbahçe yöneticisinin memleketinin aynı olduğunu vurgulamaya kadar işi abarttılar. Fenerbahçe'nin ligi şekillendirdiği; Aziz Yıldırım'ın fedarasyon, Mhk ve basın aracılığıyla şampiyonluk önündeki engelleri kaldırdığını, Fenerbahçe'nin açıkça kollandığını ve ligin şampiyonun şimdiden belli olduğunu söylemeye başladılar. Gelenek haline gelen bu açıklamalar tabi küçük enişteyi harekete geçirdi o da hemen bir basın açıklaması yaparak bizim yıldızlarımızı söndürmeye çalışıyorlar feryadını yaptı. Türk futbolunda artık Fenerbahçe'nin şampiyonluğa oynadığı dönemde gelenek haline gelen karalama kampanyası başlamış oldu. Aziz Yıldırım her maçı alıyor, hakemleri, federasyonu ve medyayı bağlıyor ama iş son maça gelince yoruluyor ve o maçı almıyor. Fenerbahçe son maçta Denizli'de konfeti eşliğinde baltalanırken dosyalar açıklarım diyen takım ve başkanı şimdi ikinci ligde debeleniyor. Başarısızlıklarınızı Fenerbahçe üzerinden örtme çalışmalarınızdan vazgeçin çünkü artık çoçukça sebeplerle ortaya çıkıyorsunuz. Trabzonspor ligde fark yapıyor, Fenerbahçe'yi yeniyor ve ilk yarıyı önde kapatıyor Trabzon   ve Şenol Güneş çok iyi, ortalık güllük gülistanlık durumda. İkinci yarı başlıyor Trabzon dökülüyor, hoca oyundan atılmaya başlıyor, Fenerbahçe farkı kapatıp öne geçiyor eyvah hakemleri satın aldılar feryadı. 

Bu ligde Fenerbahçe kadro yapısı ile zaten diğer takımların önünde,iyi oynadığı takdirde yenemiyeceği takım yok ama olmaz Fenerbahçe'nin normal şampiyonluğu ne zaman görülmüş, kesin bağlanmış maçlar feryadı kaplıyor ortalığı. Biz yıldıları aldık, Mars'ta bile Beşiktaş'ı konuşuyorlar diyen küçük enişte durur mu tam başarısızlıklarını örtme zamanı, suçlu Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe yoksa biz almış yürümüştük diyor. Sanırsın Beşiktaş muhteşem oyunu ile rakibi sahadan siliyor ama hakem oyuna müdahale edip oyunu dengeliyor ve uzay takımı Beşiktaş engelleniyor. Beşiktaş 2-1 önde iken Ferrari'yi kırmızı kart alması için satın alanda Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe. En son Galatasaray ve Bursaspor bu furyaya eklenir ve zaten başarısızlıklarını sürekli başkalarına yükleme meraklısı taraftarlarınıda işin içine katarak ligi yeniden çekilmez bir hale getirirler. Fenerbahçe bu dakikadan sonra bunları ciddiye alıp cevap bile vermemelidir bana göre. Komik iddalarını saçma sapan ve dayanaktan yoksun fikirlerini ortaya saçıp şimdi ortalığın karışmasını bekliyorlar. Fenerbahçe ligde kötü; oyuncular yaramaz, hoca kötü, taraftar müşteri, başkan gitsin zaten işe yaramıyor. Fenerbahçe iyi oynamaya başlasın hemen; hakem, Mhk, federasyon, satılmış medya. Biz aslında çok iyiyiz ama bizi engelliyorlar feryadı. Ne güzel İstanbul...

20 Şubat 2011 Pazar

Beşiktaş 2 Fenerbahçe 4

Son zamanlarda oynadığımız en zevkli karşılaşmalardan biriydi. Maça yine iyi başladık ve duran topta Necip'in ters vuruşu ile öne geçtik ve ilk yarıdaki maç gibi yine gol kaçırma yarışına başladık. Dia ve Niang ile yararlanamadığımız pozisyonların artması kötü sinyalleri beraberinde getirdi. İlk 20 dakika bizim otobana çevirdiğimiz Beşiktaş sol kanatı toparlandı ve orta alanda Emre'nin top kayıpları ile başlayan gerileme bu sefer bizim sol kanadımızın otobana çevrilmesine neden oldu. Beşiktaş morallenip seyirci desteği ile yüklenmeye başladı ve gol gelebilecek en kötü zamanda ilk yarının sonlarında Ekrem'in müthiş vuruşu ile geldi. İkinci yarıya başlarken nasıl reaksiyon verileceği düşünülürken işler terse döndü ve serbest vuruş dönüşünde Toraman golü yaptı ve Beşiktaş hem skor hem moral avantajını yakaladı. Bu skordan sonra Fenerbahçe'nin vermiş olduğu kazanma azmi daha önceki maçlarda da vurguladığımız gibi şampiyonluğun anahtarı. Yeniden yüklenmeye ve pozisyon aramaya başladık ama geride açıklar vermemizde kaçınılmazdı. Nitekim Almeida'nın karşı karşıya kaldığı pozisyon tüm maçın en büyük kırılma anıydı. Ardından Lugano'nun el-kol kullanılarak düşürülmesini görmeyen Cüneyt Çakır'ın hemen ardından Ferrari'nin yumruğu görmesi ile maç bir daha el değiştirmemek üzere Fenerbahçe'ye döndü. Kazanılan penaltı ile skor eşitliğini sağlayan Fenerbahçe, 10 kişi kalan rakibi ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya başladı.  

Sahne zamanı kralındı ve kaptan her zamanki gibi dümene geçti ve önce penaltı, ardından bir kafa vuruşu ve en son Rüştü'yü çimlerde kısa bir tura çıkarıp attığı golle ringde sallanan Beşiktaş'a son yumruğu çaktı ve Beşiktaş nakavt oldu. Bu dakikadan sonra seyirci desteğini yitiren ve skor dezavantajına sahip olan Beşiktaş oyundan tamamen koptu. Sakatlıktan sonra bugün çok iyi olmayan Emre ve sol kanatta müthiş işler yapan Dia kenara gelerek oyuna Baroni ve Özer dahil oldu. Sakatlığına rağmen sahada özverili ile yer alan Gökhan'ın yerine Bekir'in girmesiyle maçın son anları rahat bir biçimde ve bol pas yaparak tamamlandı. Maçın gidip geldiği bir ortamda Ferrari'nin hatası bizim şansımızdı ve bu dakikadan sonra rahatça galibiyete uzanıp ligin ikinci yarısına kimsenin daha önceden tahmin edemeyeceği bir şekilde başladık. Maçları kazanıp yakaladığımız galibiyet serisinin yanında, rakiplerin puan kayıpları ile takım tamamen şampiyonluk havasına girdi. Ligin ilk yarısındaki deplasman performanslarının yerine artık Manisa ve Beşiktaş maçlarında olduğu gibi geriye düşse bile maçı bırakmayan bir Fenerbahçe izlemeye başladık. Fenerbahçe maç fazlasıyla lider ve her hafta Trabzonspor'a psikolojik olarak baskısını arttırıyor. Takımı bu saatten sonra şunu yapsın bunu yapsın diye beklemek yerine içerde dışarda sonuna kadar destekleyip, özlediğimiz şampiyonluğa artık ulaşma vakti.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Fenerbahçe 1 Beşiktaş 1

Takımların olduklarından daha abartılı bir şekilde nitelendirildiği ligimizde ilk derbi heyecanının Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında olmasıda önemliydi. Beşiktaş sezona flaş transfer ile giriş yapmış ligde ve Avrupa'da iyi bir başlangıç ile morallenmiş durumdayken Fenerbahçe ise tam tersine transferleri geciktirmiş ve Avrupa'ya veda ettiği gibi ligde Trabzon ve Kayseri deplasmanlarından da yenilgi ile dönmüştü. Maç öncesinde Beşiktaş ezici bir oyun ve skor peşinde iken Fenerbahçe bu sezon ilk kez kendi seyircisi önünde galibiyet ve moral peşindeydi. 


Maça etkili başlayan ve pas trafigini iyi bir şekilde yönlendiren taraf Beşiktaş oldu ve geçen yıllarda sergilen futbolun aksine ileriye doğru oynamaya hevesli bir takım gördük. İlk dakikalarda Beşiktaş'ın bu etkili futboluna cevap veremeyen Fenerbahçe ise alışılmış bir şekilde kornerden gelen bir orta ve ardından yaşanan karambol sonucu atılan golle 1-0 öne geçti. Bu dakiların ardından önce Ekrem ardından Hakan Arıkan'ın sakatlanması Beşiktaş'ı zor durumda bıraktıgı gibi Fenerbahçe bu bölümde Niang, Alex ve Dia ve Gökhan Gönül ile arka arkaya girdiği pozisyonlardan yararlanamadı. Beşiktaş bu dakikalarda oyun kurmakta zorlandığı gibi sağ bek pozisyonunda da sol bek İbrahim Üzülmezi kullandı. Fenerbahçe'nin bu kanattan ataklarını sıklaştırmaması ve ikinci yarıda Stoch'u oyuna dahil ederek bu kanadı kullanmaması Aykut Kocaman'ın maç içerisindeki en büyük yanlışıydı. 

İkinci yarı ise artık geleneksel hale gelen Emre'nin sakatlık nedeni ile oyunu terk etmesi ve Fenerbahçe orta sahasının hem hücum hem savunma anlamındaki temel taşının kenara gelmesiydi. Yabancı oyuncu sınırlaması nedeniyle Mehmet Topuz'un bu bölgeye gelip Özer Hurmacı'nın sağ kanata geçmesi Fenerbahçe açısından orta sahanın tamamiyle Beşiktaş'a teslim edilmesine neden oldu. Bu olumsuzluklara rağmen Fenerbahçe ikinci yarıda yine Alex, Niang ve Dia üçlüsü ile girdiği pozisyonlardan yararlanamdı ve bunlardan biri golle neticelense Fenerbahçe maçı kopartıcaktı. Hücum hattında sergilenen bu beceriksizlik Beşiktaş'ın oyuna tutunmasını sağladığı gibi ikinci yarıda başlayan orta saha hakimiyeti bir süre sonra oyunun tamamının Beşiktaş'a geçmesine neden oldu. Quaresma'yı ikili sıkıştırmalarla rahatsız eden ve oyun kurmasına engel olan Fenerbahçe, Emre'nin çıkmasıyla Guti üzerindeki baskısını yitirdi ve İspanyol oyuncu müthiş ara pasları ile Beşiktaş'ı ileriye taşımaya ve pozisyona sokmaya başladı. Nitekim golde Fenerbahçe defansının Nobre alışkanlığından kaynaklanan ofsayt taktiğini uygulamaya çalışırken , oyuna ikinci yarı dahil olan Bobo'yu kaçırması ve ardından maçın en iyi performanslarından birini sergileyen Volkan Demirel'in geçmiş günlerini hatırlatan kontrolsüz bir müdahalesi neticesinde penaltıdan geldi. Aykut Kocaman'a maç sonunda yapılan eleştirilere katılmadığımı belirtmekle birlikte Alex'i çıkarıp Baroni'yi oyuna almasını orta sahada yeniden hakimiyet kurmak açısından olumlu, Stoch'u sol kanatta İbrahim Üzülmez üzerinde baskı kurucak ve pozisyona sokucak bir biçimde oyuna dahil etmemesini ise olumsuz buluyorum. Takımın bu kadar pozisyona girdiği maçta golleri 3 direğin arasından geçiremiyorsa ve Emre gibi önemli bir oyuncu henüz ilk yarıda sakatlanıp oyunu terk ediyorsa bunda hocanın günahı yok. Aykut hocanın eleştirilecek tek yanı bu maçın dışında geçen seneden beri bu takımı izleyen biri olarak orta saha zaafiyetini gördükten sonra bu bölgeyi Selçuk-Baroni ikilisi ile iyi bir şekilde oluşturacağına inanması. Takımın lige Avrupa'dan elenerek ve ardından seyircisiz evinde 2 maç oynayıp şu anda her takımın mutlak şekilde zorlanacağı Kayseri ve Trabzon deplasmanlarını oynadıktan sonra sezona iyi bir giriş yapan Beşiktaş ile birçok pozisyondan yararlanamamasına rağmen beraberlikle ayrıldığı bir noktada hocaya fazla kızmıyorum. Bu takımda kimlerin 1 sene görev alıp hiçbir şey vermeden gittiği göz önüne alınırsa kendisine en azından 1 yıl sabredilmesi gerektiğini düşünüyorum. İlerleyen haftalarda Fenerbahçe fikstürde görece bir rahatlığa erişeceği için puan kayıpları aza inicek ve takım daha üst sıralara yükselecektir. Tüm bunlara rağmen fiziki açıdan bir son 20 dakika sıkıntısı ve orta alanda yetersizlik takımın en büyük problemidir.


17 Eylül 2010 Cuma

Beşiktaş 1 Cska Sofya 0

Beşiktaş maça haftasonu oynayacağı derbi ve yabancı sınırlamasının kalkmasının etkisiyle bolca yabancılı ve forma şansı az bulmuş oyunculardan kurulu bir düzenle çıktı. İbrahim Toraman, Bobo, Querasma, Necip, Cenk gibi oyuncular ilk 11'de yoktu ve Beşiktaş'ta orta alanda Guti haricinde pek yıldızlı bir tertipte bulunmuyordu. Rakibin 1 puan düşüncesi ile geriye yaslanması oyunu daha da sıkışık bir hale soktu ve Beşiktaş topa hakim olan ama bitirici vuruşu bir türlü yapamayan bir görüntüde ilk yarıyı tamamladı. İlk yarıda Ekrem ve Hilbert'in etkisizliğini sol kanatta harikalar yaratan İbrahim Üzülmez dengelemeye çalıştı ancak başarılı olamadı. İlk yarıda Ferrari'nin sakatlanması ile başlayan değişiklikler ikinci yarı gol de gelmeyince derbi ve rotasyonun unutulup sahaya yıldızların sürülmesine neden oldu. Cska oyuna bir etki yapamadığı gibi katı bir savunma ve harikaya yakın kaleci performansı ile maçta puan almaya çok yaklaştı ancak son dakikalarda kazanılan bir serbest vuruşta Ernst'in kafa vuruşu ile Beşiktaş maçı kazanmasını ve gruplara 3 puan ile başlamasını bildi. 

Rakibin kapalı oyunu nedeniyle ve sahaya çıkan 11'in yetersizliği nedeniyle bu oyunun diğer maçlar açısından pek referans olarak alınamıyacağı düşüncesindeyim ancak sağ kanat yetersizliği ve pozisyon üretmede yaşanan sıkıntılar Beşiktaş için önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Ligde kapanan takımlara karşı her zaman bu tip goller galibiyeti getirmediği gibi rakipte pozisyon üretmekte sıkıntı çeken bir halde olmayabilir. Rakibin direnç göstermesi nedeniyle Beşiktaş'ın hücum mantığını ve pozisyon üretme kabiliyetini gördük ancak yüklenilen dakikalarda kaptırılan toplar rakip tarafından akıllıca kullanılmadığı için geriye dönüşlerde neler yaşanacağını belli değil. Hafta sonu oynanacak maçta daha dirençli ve üretken bir Beşiktaş görücez muhtemelen takıma giricek oyuncularla birlikte ancak asıl sınav bu kez gol atmakta sıkıntı çeken hücum hattında değil iyi hücum eden takıma karşı nasıl savunma yapacağı belli olmayan savunma hattında olucak. Schuster'in rotasyon felsefesi doğru ancak sürekli engellerle karşılaşıyor. Ligde İbb karşısında yaşanan mağlubiyet bu maçtada puan kaybı ile neticelenebilirdi.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Beşiktaş 1 Cska Moskova 2

Beşiktaş için grubun netleşme maçıydı. Maça doping söylentilerinin etkisi ile başlandı ve Uefa'nın ne karar vereceğini bilmiyoruz. Beşiktaş maça iyi başladı ama 30. dakikadan sonra golün geleceği apaçık ortadaydı. Nitekim Cska'dan  Milos Krasic zor pozisyonda olsa dahi
golü yapmasını bildi ve Beşiktaş'ın az olan hayalleri iyice azaldı. İkinci yarı ataklar daha fazlalaştı ve golde Bobo'nun ayağından geldi ama uzatma dakikalarında Cska'nın ikinci golü ile Beşiktaş'ın, Avrupa kupalarındaki şansı tamamen tükendi. Maç içerisinde top ile oynayan taraf Beşiktaş olsada, maç sonunda 3 puana uzanan ve gruptan çıkan taraf Cska oldu .Beşiktaş'ın maç boyunca galip geleceğine olan inanç çok azdı ve gelen goller neticesinde bu inanç kendini büsbütün umutsuzluğa bıraktı. Beşiktaş seyircisinin müthiş desteğine rağmen sonuç hüsran oldu. Cska maç boyunca oyunu kontrol etmemesine rağmen sonuca gitmeyi ve ligi bitmiş olmasına rağmen gruptan çıkmayı bildi. Beşiktaş'ın almış olduğu Manchester galibiyetinin son maçlar sonunda daha fazla acı vereceğini söylemiştik ve bu sonuçlar neticesinde malesef haklıda çıktık.

26 Kasım 2009 Perşembe

Manchester United 0 Beşiktaş 1


Cska'nın evinde aldığı galibiyet neticesinde son maçlara gruptan çıkmış olarak giren Manchester United maça genç oyuncularla çıktı. Gerçi bu maçın sonucundan bağımsız olarak Alex Ferguson'un bu maçta rotasyon yapacağıda aşikardı. Maçın hemen başında Tello'nun sağ çaprazdan vurduğu şutun defansada çarparak gol olması maçın Beşiktaş lehine dönmesini gerçekleştiren ikinci noktaydı. Bu dakikadan maçın bitimine kadar sahaya iyi yayılan, defansta açık vermeyen ve son dakikalarda kalesinde devleşen Rüştü'nün iyi oyunu ile maçtan 3 puan ile ayrılmasını bilen bir Beşiktaş vardı. Fenerbahçe maçında gösterdikleri defans ve orta saha bütünleşmesi bu maçtada galibiyeti getiren ana faktördü. Denizli macera aramayıp defansta Ferrari ve Toraman, göbekte ise Fink- Ernst ikilisini cezalı ya da sakat olmadıkları her maç ilk 11 başlatıp bu bölgelerde sık sık değişikliğe gitmezse Beşiktaş göbekten delinmesi zor bir takım oluyor. Buna kanatlarda yardımlaşma ve bir bütün halinde hareket etmede eklenince, birazda şans yanınızdaysa Old Trafford'da dahi galibiyete uzanabiliyorsunuz.

Manchester'ın evinde Türk takımlarına kaybetmek artık bir ritüel haline geldi diyebiliriz. Gerçi ne olursa olsun bir Türk hoca Manchester'ın bulunduğu pozisyonda olsa dahi kendi evindeki bir maçta bu kadar genç bir kadro sahaya sürmeye cesaret edemez. Sir olmak bu kadar kolay değil elbette. Takımın kaybetmesinden daha ziyade Şampiyonlar Ligin'de mücadele etme açısından ve bu havayı yakalama nedeniyle gözünü kırpmadan formayı veriyor. Gerçi son dakikalarda maçı çevirme adına Owen, Evra ve Carrick sahaya girip yaş ve tecrübe ortalaması yukarıya çekilmeye çalışılsada maçın büyük bir bölümü genç oyunculardan kurulu bir kadro ile götürüldü. Tüm bunlara rağmen bu galibiyet Beşiktaş'ın zaferini küçültmüyor çünkü tarih kazananları yazar, kadroları değil. Bu maçta 2002 Dünya Kupası'na selam çakan Rüştü, sol kanatta 2 maçtır çılgın atan İbrahim ve defansta Ferrari'yi ayrıca kutlamak lazım. Beşiktaş grupta daha erken uyanıp özellikle burdaki Wolfsburg maçından mağlubiyet ile ayrılmasa ve daha erken bir form yakalasa grup ve Beşiktaş'ın durumu daha farklı olabilirdi. Son maçlar grupta sıralamayı ve Avrupa'ya devam edicek takımları belirleyecek. O maçlar neticesinde bu sonuçlar daha fazla acı verebilir.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Beşiktaş 3 Fenerbahçe 0


Beşiktaş ligde zirveye tutunma ya da aşağı yuvarlanma maçında iyi bir oyunla Fenerbahçe'yi 3-0 mağlup etmeyi başardı. Maçın başından ikinci yarının hemen başına kadar dengeli giden maç önce Beşiktaş'ın 5 dakikada bulduğu 2 gol ardından Kazım'ın kırmızı kart görmesi ile tamamen Beşiktaş lehine döndü ve Beşiktaş aldığı bu 3 puanla yeniden yarışa dahil oldu. Lig başından beri gösterdiği performansla ben Beşiktaş'ın lige erken havlu atacağını düşünüyordum ama bu maçla  zirve yapan seri neticesinde Beşiktaş yeniden lige döndü. Fenerbahçe ise Galatasaray maçı haricinde Gaziantepspor ve Beşiktaş'a yenilirken Kayserispor ile berabere kaldı ve oynanmayan maçta Ankaraspor'u 3-0 geçti. Fenerbahçe'de son maçlarda düşüş bu maçla zirve yaptı. Pozisyona girilemediği gibi rakip çok rahat bir şekilde oyunu kontrol etti. Lige iyi başlayışta ortaya konan bireysel performanlarıda arar olduk.

Lugona-Bilica ikilisinin bozulması ile defansta yaşanan sıkıntılar orta alanda Emre-Cristian ve önde Alex'in ortaya koyduğu kötü performans ile zirve yaptı ve Beşiktaş hak ettiği 3 puanı aldı. Son golde ofsayt itirazı yapılabilir ama bu itiraz iyi oynadığınızı ya da bu hata ile maçı kaybettiğinizi ortaya koymaz. Kötü performans neticesinde lig yeniden 3 takımın ortaklaşa mücadele ettiği bir yarışa sahne olucak. İkinci yarının başlaması ilede az hata yapan ve bir derbi için diğer maçları feda etmeyen taraf kazanıcak. Daum'un ve genel olarak tüm kadronun alması gereken dersler var bu maçtan. Beşiktaş'ı kutlamak lazım mücadelesinden dolayı maçı hak eden ve 3 puanı isteyen taraftı.

3 Kasım 2009 Salı

Beşiktaş 0 Wolfsburg 3


Beşiktaş açısından yola devam etmek için mutlaka kazanılması gereken bir maçtı. Almanya deplsamanında alınan beraberlik taraftarı ve hocayıda bu konuda heveslendirmişti. Ancak Almanya'daki maçta kaleyi bulmada sorun yaşayan Wolfsburg bu sefer hiç affetmeden 3 golü Beşiktaş kalesine yolladı ve Beşiktaş için Şampiyonlar Ligi serüveni burada son buldu. Sahada Uğur İnceman'ı orta alanda ,Ekrem'i sol kanatta ,İbrahim Üzülmez'i yine bekte gördük. Tabata ve Bobo ile gol arayan Beşiktaş sağ kanattan ise Serdar Özkan ile yüklenmeyi planlamıştı. Ama Wolfsburg'un daha ilk dakilardan geliştirdiği ataklar bu planın pek işlemeyeceğinin habercisiydi. Nitekim Misimovic muhteşem bir vuruşla takımını öne geçerdi ve Beşiktaş için zaten zorluklar barındıran maç tamamen içinden çıkılmaz bir hal aldı. İkinci yarı yapılan Tello-Serdar değişikliğide fayda geçirmedi. Maçın belli bölümlerinde kanatlarda topla buluşan Beşiktaş'lı oyuncular bir türlü topu içeriye aktaramadılar. Forvet pozisyonunda Bobo'nun formsuzluğuda tüm bu olumsuzlukların üstüne tuz biber ekti. Mustafa Denizli üç puanı Şampiyonlar Ligin'de göremiyecek gibi.Son haftalarda ligde alınan 1-0'lık galibiyetler her ne kadar Beşiktaş'lıları umutlandırsada kadro kalitesi açısından daha iyi durumda olan Wolfsburg deplasmanda 3 puan almasını bildiği gibi gruptada daha iyi konuma geldi. İstanbul deplasmanına gelirken 1 puanı hedeflleyen Wolfsburg bu kötü oyunu karşısında 3-0 lık galibiyeti alırken pek zorlanmadı. Bu saatten sonra 3.lük bile Beşiktaş için uzak bir ihtimal, hele bu kötü oyun devam ederse.

31 Ekim 2009 Cumartesi

Beşiktaş 1 Ankaragücü 0


Lig Tv'nin süpriz bir şekilde şifresiz yayına geçmesi nedeniyle evde boş boş otururken ekşi sözlük  sayesinde haberdar olup izledim maçı. Uzun bir aradan sonra evde yayılıp lig maçı izlemek gerçekten güzelmiş, özlemişiz. Maçı açar açmaz İsmail'in şutu Ankaragücü defansınada çarparak gol oldu ve skor 1-0 oldu.Yorumları okuduğum kadarıyla benim izlemediğim bölümde atak olan tarafta Beşiktaşmış. Orta alanda Fink ve Ernst topa basıyorlar solda ise İsmail gayet iyi oynadı. İlk yarı böyle bitti.  İkinci yarı ise Ankaragücü topa önde basmaya ve Beşiktaş'ı sahadan çıkarmamaya çalıştı. Ama bu noktada baskıların artmasına ve Beşiktaş gol yiyebiliriz psikolojisine girmesine rağmen golü bulamadılar. Hikmet Karaman, Ankaraspor ile olan birleşmenin ardından elinde oluşan geniş oyuncu havuzundan henüz tam olarak yararlanamıyor.İkinci yarı oyuna giren eski Beşiktaşlı, Aydın Karabulut mükemmel bir oyun sergiledi. Daha erken oyuna başlaması Beşiktaş'ın sağ kanadını sıkıntıya sokabilirdi. Tabi, Vassel'in sakat olması hücum attında Ankaragücü'nü zorladı. Topu ileriye taşımlarına rağmen golü yapamadılar. Mustafa Denizli yaptığı oyuncu değişiklikleri ile ileride top tutmaya ve oyuncuları diri tutmaya çalıştı ve Beşiktaş maçtan 3 puanla ayrıldı. Gol haricinde oyunda pek göremedik Beşiktaş'ı. Salı günü Wolfsburg karşısında bu oyunun onlara galibiyeti getireceğini söylemek gerçekten zor. Sürekli yağmur yağsın şifresiz ligin tadını çıkaralım. 

22 Ekim 2009 Perşembe

Wolfsburg 0 Beşiktaş 0


Mustafa Denizli'nin ilk kez kimseyi şaşırtmadan sahaya sürdüğü kadro Almanya'dan 1 puanı alıp gelmeyi başardı. Manchester'ın, Moskova deplasmanında aldığı 3 puan Manchester haricindeki takımların baş başa kalmasına neden oldu. Wolfsburg'un, Manchester deplasmanında oynadığı futbol Beşiktaş'ın işini maç öncesinde zorlaştrılıyordu. Maçın genelinde Wolfsburg 10 kişi kalana kadar oyunu forse etse ve Beşiktaş'tan daha fazla pozisyona girsede golü bulamadı. Grafite'nin, İbrahim Kaş'a attığı tokat neticesinde Wolfsburg, 10 kişi kalınca Beşiktaş, Tabata ve Ugur İnceman'ı oyuna alıp hamlelerde bulunsa da Beşiktaş son dakikalarda oyunu domine edemedi. Son dakikalarda forvet sayısı artırılıp daha hücumu düşünen ve galibiyeti kovalayan bir görüntü sergileyebilirdi. Yine de Almanya'da alınan bu puan Beşiktaş'ı evinde oynayacağı maçlarda alacağı galibiyetlerle birleştiginde grupta önemli bir noktaya taşıyabilir. Defansta Ferrari-Sivok ve orta alanda Fink-Ernst ikilileri Mustafa Denizli'nin sezon başından beri bir türlü aynı anda denemediği bir varyasyondu ve bu noktalardaki dirençli oyun Beşiktaş'a puanı  getirdi. Ancak sağ kanatta İbrahim Kaş'ın bölgesi maç boyunca atakların geliştirildiği bölge oldu. Bobo ve Tello'nun kötü oyunlarıda gecede Beşiktaş adına olumsuzdu. Kaptan olarak sahaya çıkan İbrahim Üzülmez'in çok erken dakikalarda sarı kart görmesi Beşiktaş savunması adına tehlike arzetsede özellikle Ferrari bu bölgede kusursuz oynayarak açıkları kapattı. Mustafa Denizli oyuncuları mevkileri dışında denemekten vazgeçerse Beşiktaş hem Avrupa maçlarında hem de ligde daha iyi bir konuma gelebilir.Ama Mustafa hocanın önümüzdeki maça hangi 11 ile başlayacağını ancak kendisi biliyor.