Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2010 Çarşamba

Bursaspor 0 Manchester United 3

Bursaspor 4. maçlar sonunda da gol ve galibiyetle tanışamazken, Manchester ilk maça göre daha iyi bir kadro ile ve rahat bir şekilde galibiyete uzanan taraf oldu. Maça İngiltere'deki oyunundan tamamen farklı bir şekilde istekli olarak başlayan Bursaspor ilerleyen dakikalarda oyundan düştü ve arka arkaya yediği gollerlede oyundan tamamen koptu. Bu skordan sonra puan çıkarma açısından geriye yanlızca evdeki Glasgow maçı kaldı, kalan 2 maçta gol bulunabilir ama puan açısından en avantajlı olunan maç sadece evsahibi olunan maç. Manchester karşısında ileride Sercan sağ kanatta Turgay ve orta alanda Svennson gibi değişik bir dizilişle çıkan Bursaspor, Turgay ile golü bulsa maçın geri kalanı değişik olabilirdi. Maçlar varsayımlara göre oynanmadığına göre bu maçın Bursaspor açısından normal bir sonuçla bittiğini söyleyebiliriz. Özellikle maçın son dakikalarında oyun disiplininden kopulması ve yenilen her gol sonrası takımın bir türlü direnç gösterememesi şampiyonlar liginin ardından Bursaspor'un hanesinde kalıcak fatura olarak duruyor.

Manchester yine kolay rakiplere karşı uyguladığı forma şansı bulamayan oyuncuları oynatma ve bunları golle buluşturma seansına devam etti ve kolay bir galibiyetle eve döndü onlar için tek sıkıntı ilk yarı sakatlanıp oyundan çıkan Nani olabilir onunda tedbir amaçlı kenara geldiğini söyleyebiliriz. Son dakikalarda Bursaspor seyircisinin desteği mükemmeldi ancak Bursa için bu sezon Şampiyonlar ligi acı bir tecrübeden öteye gidemeyecek duruyor.


21 Ekim 2010 Perşembe

Sir, Şut Çekebilirmiyiz?

Karşı kaleye gitmeyi dahi aklına getirmeyen bir takım ve ardından dönen ligin kalitesi geyikleri. Bursaspor buraya kadar gelmeyi sonuna kadar hak etmiştir bunu tartışmak bile anlamsız ama karşı kaleye neden bu kadar uzagız ve çokça yedek oturanlardan kurulu bir Manchester karşısında neden bu kadar mahkum oynuyoruz, Ertem Şener'den kurtulma planıda olan biri bu sorulara cevap versin.

30 Eylül 2010 Perşembe

Glasgow Rangers 1 Bursaspor 0

Bursaspor açısından deplasmanda oynanıcak bu maçtan alınacak 1 puan çok büyük önem taşıyordu. İlk maçında 4-0 yenilmesi ile dibe vuran moraller ancak kazanılacak bir deplasman puanı ile telafi edilebilirdi ancak Rangers seyircisinide arkasına alarak attığı tek golle maçı koparmasını bildi. Bursaspor geçen sezon kendisini ligde başarıya götüren futbola ihanet ediyormuş gibi duruyor. Geçen sezon bu takımın en önemli dişlilerinden biri olan Ivankov, Ozan ve Sercan maç boyunca döküldüler. Rangers golü attıktan sonra Manchester karşısında da mükemmele yakın uyguladığı defans anlayışına geçinçe işler iyice zorlaştı ve Bursaspor'un gol umudu uzaktan zorlama şutlardan öteye gidemedi. 

İlk yarıda Ergiç'in sakatlanması elbette hocanın planlarını bozdu ancak orta alana onun yerine giren Insua'da bu takımı böylesine zor maçlarda ileri taşınsın diye alındı ki onunla birlikte bu akşam Bursa adına sahada varlık gösteren bir yabancı oyuncu ismi söylemek zor. Ömer Erdoğan'ın defansta tek başına çabasını ve kritik müdahalelerini ise ayakta alkışlamak lazım. Bursaspor takım halinde hareket etmediğinde hemen sıradanlaşıyor ve üretkenlikten uzak bir takım haline geliyorlar. Kalan maçlarda bu futbollarını sürdürmeleri halinde kısa bir tecrübeden başka birşey kalmamış olacak ellerinde. Gol haricinde kapanıp top çeviren Rangers' karşı pozisyona giremeden maçı tamamlıyor ve Ertuğrul Sağlam'ın bu görüntüden hoşnut olduğunu hiç sanmıyorum. Rangers ise akıllı oyununu Manchester'ın ardından Bursa karşısında da sürdürdü ve erken bulduğu golle maçı koparmasını bildi. Skor üstünlüğünü yakaladıktan sonra geçtikleri 5'li defans anlayışları ve mücadeleci orta sahaları ile grupta fark yaratan takım olabilirler. Özellikle maç boyunca Madjid Bougherra'nın orta alandaki mücadelesi ve defansa yardımı mükemmeldi. Rangers yaptığı 4 puan ile grupta iddasını korurken, Bursay'ı kalan maçların hiç birinde galibiyete yakın taraf olarak göremiyorum.


15 Eylül 2010 Çarşamba

Bursaspor 0 Valencia 4

Bursaspor'un bu sezon Avrupa macerasında nedense beklentiler çok yüksek tutuldu. İlk kez yer aldığı ve kadrosunda bulunan birçok oyuncunun ilk maçlarını oynadığı bir organizasyonda grubu rahatlıkla ilk 2 içerisinde bitiriceklerini iddaa edenler dahi oldu. Bursaspor'un geçen yıl kazandığı ve bu yılda üzerine koyarak ilerlediği futbolu bu beklentileri yükseltmiş olabilir ancak daha ayakları yere basan öngürüler gelecek açısından daha faydalı olucaktır aksi takdirde hem oyuncularda hem de taraftarda yaşanıcak psikolojik bir çöküntü Bursaspor'un lig performansını ciddi şekilde etkileyecektir. Taraftarın bu beklentilerine rağmen Bursasporlu oyuncular maçın büyük bir bölümünde Valencia'nın isminin ağırlığı altında ezildiler üstelik çok ürkek davrandıkları bu Valencia en önemli oyuncularından ikisi olan David Silva ve David Villa'yı sattıgını ve bu akşam sahaya çıkan ilk 11'de Mata,Soldado gibi oyuncularıda oynatmadığı halde. İlk dakikalarda ev sahibi olmasına rağmen fazla ürkek davranan Bursayı top çevirerek tartan Valencia Tino Costa'nın uzaktan çektiği müthiş şutla öne geçince bu ürkeklik tavan yaptıgı gibi Bursa'yı daha fazla risk almaya iten Valencia farklı bir galibiyetede çok rahat ulaştı.

Sercan'ı yedek bırakarak oyuna başlayan Ertuğrul Sağlam ligde izlediğimiz kadroyu sahaya sürdü ancak ortaya çıkan futbol ligde izlediğimiz yardımlaşan ve takım halinde hareket eden Bursaspor'dan çok uzaktı.Kanat akınlarında üstünlük sağlanamadığı gibi orta alanda Hüseyin-İvan Ergiç ve Insua ile  rakibe bir baskı kurulamadı ve en önemlisi organiza atakları izleyemedik. Oyuna denge getirmeye çalışılan dakikalarda 2. gol duran top organizasyonsuzluğundan gelince ikinci yarıda Bursaya risk almaktan başka çare kalmadı ve yenilen çok basit bir üçüncü gol eşliğinde Bursaspor'un guardı tamamen düştü. Sercan ve Turgay ile ileride kazanılan geçiçi bir pozisyon zenginliği, Hüseyin Çimşir'in çıkmasıyka orta alanın tamamen Valencia'ya terk edilmesine neden oldu ve arka arkaya yenen 2 gol ile ilk maç tatsız bir şekilde başladı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen ilk maç sonunda enseyi fazla karartmadan diğer maçlara odaklanmak lazım ancak grup Manchester-Ranger maçınında berabere bitmesi ile beklenendan daha çekişmeli bir hal aldı. Bursaspor'un önümüzdeki maçlarda onu şampiyon yapan ve bu sezonda zirvede tutan oyun planı dahilinde ve korkusuzca bir planla sahada görebilirsek ilerleyen maçlar için daha umutlu konuşabiliriz.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Beşiktaş 1 Cska Moskova 2

Beşiktaş için grubun netleşme maçıydı. Maça doping söylentilerinin etkisi ile başlandı ve Uefa'nın ne karar vereceğini bilmiyoruz. Beşiktaş maça iyi başladı ama 30. dakikadan sonra golün geleceği apaçık ortadaydı. Nitekim Cska'dan  Milos Krasic zor pozisyonda olsa dahi
golü yapmasını bildi ve Beşiktaş'ın az olan hayalleri iyice azaldı. İkinci yarı ataklar daha fazlalaştı ve golde Bobo'nun ayağından geldi ama uzatma dakikalarında Cska'nın ikinci golü ile Beşiktaş'ın, Avrupa kupalarındaki şansı tamamen tükendi. Maç içerisinde top ile oynayan taraf Beşiktaş olsada, maç sonunda 3 puana uzanan ve gruptan çıkan taraf Cska oldu .Beşiktaş'ın maç boyunca galip geleceğine olan inanç çok azdı ve gelen goller neticesinde bu inanç kendini büsbütün umutsuzluğa bıraktı. Beşiktaş seyircisinin müthiş desteğine rağmen sonuç hüsran oldu. Cska maç boyunca oyunu kontrol etmemesine rağmen sonuca gitmeyi ve ligi bitmiş olmasına rağmen gruptan çıkmayı bildi. Beşiktaş'ın almış olduğu Manchester galibiyetinin son maçlar sonunda daha fazla acı vereceğini söylemiştik ve bu sonuçlar neticesinde malesef haklıda çıktık.

26 Kasım 2009 Perşembe

Manchester United 0 Beşiktaş 1


Cska'nın evinde aldığı galibiyet neticesinde son maçlara gruptan çıkmış olarak giren Manchester United maça genç oyuncularla çıktı. Gerçi bu maçın sonucundan bağımsız olarak Alex Ferguson'un bu maçta rotasyon yapacağıda aşikardı. Maçın hemen başında Tello'nun sağ çaprazdan vurduğu şutun defansada çarparak gol olması maçın Beşiktaş lehine dönmesini gerçekleştiren ikinci noktaydı. Bu dakikadan maçın bitimine kadar sahaya iyi yayılan, defansta açık vermeyen ve son dakikalarda kalesinde devleşen Rüştü'nün iyi oyunu ile maçtan 3 puan ile ayrılmasını bilen bir Beşiktaş vardı. Fenerbahçe maçında gösterdikleri defans ve orta saha bütünleşmesi bu maçtada galibiyeti getiren ana faktördü. Denizli macera aramayıp defansta Ferrari ve Toraman, göbekte ise Fink- Ernst ikilisini cezalı ya da sakat olmadıkları her maç ilk 11 başlatıp bu bölgelerde sık sık değişikliğe gitmezse Beşiktaş göbekten delinmesi zor bir takım oluyor. Buna kanatlarda yardımlaşma ve bir bütün halinde hareket etmede eklenince, birazda şans yanınızdaysa Old Trafford'da dahi galibiyete uzanabiliyorsunuz.

Manchester'ın evinde Türk takımlarına kaybetmek artık bir ritüel haline geldi diyebiliriz. Gerçi ne olursa olsun bir Türk hoca Manchester'ın bulunduğu pozisyonda olsa dahi kendi evindeki bir maçta bu kadar genç bir kadro sahaya sürmeye cesaret edemez. Sir olmak bu kadar kolay değil elbette. Takımın kaybetmesinden daha ziyade Şampiyonlar Ligin'de mücadele etme açısından ve bu havayı yakalama nedeniyle gözünü kırpmadan formayı veriyor. Gerçi son dakikalarda maçı çevirme adına Owen, Evra ve Carrick sahaya girip yaş ve tecrübe ortalaması yukarıya çekilmeye çalışılsada maçın büyük bir bölümü genç oyunculardan kurulu bir kadro ile götürüldü. Tüm bunlara rağmen bu galibiyet Beşiktaş'ın zaferini küçültmüyor çünkü tarih kazananları yazar, kadroları değil. Bu maçta 2002 Dünya Kupası'na selam çakan Rüştü, sol kanatta 2 maçtır çılgın atan İbrahim ve defansta Ferrari'yi ayrıca kutlamak lazım. Beşiktaş grupta daha erken uyanıp özellikle burdaki Wolfsburg maçından mağlubiyet ile ayrılmasa ve daha erken bir form yakalasa grup ve Beşiktaş'ın durumu daha farklı olabilirdi. Son maçlar grupta sıralamayı ve Avrupa'ya devam edicek takımları belirleyecek. O maçlar neticesinde bu sonuçlar daha fazla acı verebilir.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Barcelona 2 İnter 0


Barcelona hafta sonu oynuyacağı derbi öncesi bu kez İnter ile zor bir karşılaşma oynadı. Rubin Kazan'a karşı kaybedilen 4 puan onları bu maç öncesinde fazlası ile sıkıntıya soktu. Bu sıkıntıyı kolayca aşmak için her zaman yaptıkları mükemmel pas organizasyonu yanında 2. golü bulana kadar yaptıkları presle İnter'i adeta sahasına hapsettiler. İlk yarının sonuna kadar süren bu pres neticesinde İnter'li oyuncular kazandıkları topları anında kaybettikleri gibi Barcelona kalesine yaklaşamdı bile. Orta alanda Xavi-İniesta ikilisi yine mükemmel bir futbol ortaya koydular. İkinci yarının hemen başında klasik İtalyan taktikleri devreye girdi. Topu ayağında tutan oyunculara sert dalmalar ve faulden sonra gerginlik yaratıp hem Barcelona'lı oyuncuları sindirmek hem maçın temposunu yavaşlatmak istediler. Son 30 dakikalık bölümde Barcelona gerçekten o müthiş presini terk etti fakat bu İnter'in oyunu sertleştirmesinden dolayı değil daha çok haftasonu oynanıcak Real Madrid maçını düşündükleri için.


Rubin Kazan'ın deplasmanda Kiev ile berabere kalması ve Barcelona'nın galibiyeti neticesinde İnter grupta 3. sıraya indi. Son maçta kendi evlerinde Rubin Kazan'ı konuk edicekler ve bu maç onların gruptaki kaderlerini belirleyecek. Avrupa'da başarıyı sürekli erteleyen bir İnter gruptan çıksa dahi bu geceki futbolu ile kupayı kaldıracak bir futbol oynayacağı sinyalini vermiyor. Mourinho maça oldukça defansif ve oyunu geride kabullenerek başladı buna rağmen 2 gol yemelerine mani olamadı. Bir ara oyundan o kadar silindilerki top sürekli Barcelona'lıların ayağındaydı. İkinci yarı değişiklikler ile oyuna müdahale etmeyi denedi ama bunda da başarılı olamadı. Sürekli Avupa'da başarı o kadar kolay değil diyen Mourinho bu maçta haklı çıktı. Bu futbol ile İnter'in başarısı hayal.

5 Kasım 2009 Perşembe

Lyon 1 Liverpool 1


Liverpool'da işler yolunda gitmiyor. Gerrard ile Torres bir türlü sahada buluşamadı. Geçen hafta İngiltere'de son dakikalarda açılan arap atı misali goller bulup galibiyete ulaşan Lyon ise ev sahibi avantajını kullanmak istiyordu. Ancak henüz ilk yarıda 2 değişiklik yapmak zorunda kalmaları ve çıkanlardan birinin Pjanic olması nedeni ile işler kötü gitmeye başladı. Bu dakikalarda Voronin karşı karşıya kaldığı pozisyonda kötü vuruşu yapsa Lyon ilk yarıda hem geriye düşmüş hem de 2 oyuncusunu değiştirmiş olucaktı. Oyuna müdahale açısından elinizi çok kısatlayacak bu durum Voronin'in kötü vuruşu nedeni ile gerçekleşmedi. Karşılıklı ataklarla geçirilen ilk yarının son dakikalarında daha sonra beraberlik golünü getiricek olan Lisandro Lopez ayağında top tutamaz vaziyette idi. Lyon'un bu dakikalarda ayakta kalmasını sağlayan isim ileride Avrupa'nın en önemli 2-3 kalecisinden biri olucağını düşündüğüm Hugo Lloris'ti. İkinci yarı oyuna müdahele eden Benitez başarılıda sayılırdı. Babel oyuna girdikten kısa bir süre sonra öylesine güzel bir vuruşla golü bulduki Liverpool açısından grup bir anda cennet bahçelerine dönüştü. Bu sürede panikten de yararlanıp ataklarını sıklaştıran Liverpool golü bulamayınca Benitez skoru koruma hamlelerini devreye soktu. Torres'i oyundan çıkarıp Ngog'u sahaya sürdü ama son dakikalarda Cris-Lisandro Lopez omuzlarında kısa bir süre ilerleyen topun Lisandro Lopez tarafından gol yapılmasına engel olmadı ve maç 1-1 sona erdi. Lyon birkez daha Liverpool'u yakalamayı başardı. Fiorentina evinde aldığı galibiyetle ikinci sırada grupta. Liverpool'un önünde muhakkak kazanması gereken 2 maç var ve bunlardan birinde evinde Fiorentina ile karşılaşıcak. Açıkçası grupta ipler Fiorentina'nın elinde. Evindeki Lyon maçında bu işi bitirirse Liverpool'un Şampiyonlar Ligi serüveni burada son bulabilir. Ama Liverpool'un ne yapacağı hiç belli olmaz. Ligde kötü giderken Avrupa'da çılgın attıkları zamanlar her zaman olmuştur. Bu kez ne kadar başarılı olucaklar görücez.

3 Kasım 2009 Salı

Beşiktaş 0 Wolfsburg 3


Beşiktaş açısından yola devam etmek için mutlaka kazanılması gereken bir maçtı. Almanya deplsamanında alınan beraberlik taraftarı ve hocayıda bu konuda heveslendirmişti. Ancak Almanya'daki maçta kaleyi bulmada sorun yaşayan Wolfsburg bu sefer hiç affetmeden 3 golü Beşiktaş kalesine yolladı ve Beşiktaş için Şampiyonlar Ligi serüveni burada son buldu. Sahada Uğur İnceman'ı orta alanda ,Ekrem'i sol kanatta ,İbrahim Üzülmez'i yine bekte gördük. Tabata ve Bobo ile gol arayan Beşiktaş sağ kanattan ise Serdar Özkan ile yüklenmeyi planlamıştı. Ama Wolfsburg'un daha ilk dakilardan geliştirdiği ataklar bu planın pek işlemeyeceğinin habercisiydi. Nitekim Misimovic muhteşem bir vuruşla takımını öne geçerdi ve Beşiktaş için zaten zorluklar barındıran maç tamamen içinden çıkılmaz bir hal aldı. İkinci yarı yapılan Tello-Serdar değişikliğide fayda geçirmedi. Maçın belli bölümlerinde kanatlarda topla buluşan Beşiktaş'lı oyuncular bir türlü topu içeriye aktaramadılar. Forvet pozisyonunda Bobo'nun formsuzluğuda tüm bu olumsuzlukların üstüne tuz biber ekti. Mustafa Denizli üç puanı Şampiyonlar Ligin'de göremiyecek gibi.Son haftalarda ligde alınan 1-0'lık galibiyetler her ne kadar Beşiktaş'lıları umutlandırsada kadro kalitesi açısından daha iyi durumda olan Wolfsburg deplasmanda 3 puan almasını bildiği gibi gruptada daha iyi konuma geldi. İstanbul deplasmanına gelirken 1 puanı hedeflleyen Wolfsburg bu kötü oyunu karşısında 3-0 lık galibiyeti alırken pek zorlanmadı. Bu saatten sonra 3.lük bile Beşiktaş için uzak bir ihtimal, hele bu kötü oyun devam ederse.

22 Ekim 2009 Perşembe

Dön Baba Dönelim


Wolfsburg 0 Beşiktaş 0


Mustafa Denizli'nin ilk kez kimseyi şaşırtmadan sahaya sürdüğü kadro Almanya'dan 1 puanı alıp gelmeyi başardı. Manchester'ın, Moskova deplasmanında aldığı 3 puan Manchester haricindeki takımların baş başa kalmasına neden oldu. Wolfsburg'un, Manchester deplasmanında oynadığı futbol Beşiktaş'ın işini maç öncesinde zorlaştrılıyordu. Maçın genelinde Wolfsburg 10 kişi kalana kadar oyunu forse etse ve Beşiktaş'tan daha fazla pozisyona girsede golü bulamadı. Grafite'nin, İbrahim Kaş'a attığı tokat neticesinde Wolfsburg, 10 kişi kalınca Beşiktaş, Tabata ve Ugur İnceman'ı oyuna alıp hamlelerde bulunsa da Beşiktaş son dakikalarda oyunu domine edemedi. Son dakikalarda forvet sayısı artırılıp daha hücumu düşünen ve galibiyeti kovalayan bir görüntü sergileyebilirdi. Yine de Almanya'da alınan bu puan Beşiktaş'ı evinde oynayacağı maçlarda alacağı galibiyetlerle birleştiginde grupta önemli bir noktaya taşıyabilir. Defansta Ferrari-Sivok ve orta alanda Fink-Ernst ikilileri Mustafa Denizli'nin sezon başından beri bir türlü aynı anda denemediği bir varyasyondu ve bu noktalardaki dirençli oyun Beşiktaş'a puanı  getirdi. Ancak sağ kanatta İbrahim Kaş'ın bölgesi maç boyunca atakların geliştirildiği bölge oldu. Bobo ve Tello'nun kötü oyunlarıda gecede Beşiktaş adına olumsuzdu. Kaptan olarak sahaya çıkan İbrahim Üzülmez'in çok erken dakikalarda sarı kart görmesi Beşiktaş savunması adına tehlike arzetsede özellikle Ferrari bu bölgede kusursuz oynayarak açıkları kapattı. Mustafa Denizli oyuncuları mevkileri dışında denemekten vazgeçerse Beşiktaş hem Avrupa maçlarında hem de ligde daha iyi bir konuma gelebilir.Ama Mustafa hocanın önümüzdeki maça hangi 11 ile başlayacağını ancak kendisi biliyor.

30 Eylül 2009 Çarşamba

Manchester United 2 Wolfsburg 1


İngiltere deplasmanında maça başlanabilecek en iyi şekilde başlayan Wolfsburg ilk dakikalarda özellikle Grafite'nin hazırladığı pozisyonlarda etkilide oldu. Manchester'ı sürekli ofsayt ile durdurmak maç boyuncuda etkili oldu. İlk yarı her iki takımın oyunu fazla kontrol edemediği dengeli bir maç izledik. İkinci yarı başladığında Wolfsburg ilk yarının başındaki futbolunu sürdürürken pozisyonlarda gelmeye başladı. Nitekim Wolfsburg lehine faul olan bir pozisyonda hakem avantajı oynattı ve Makato Hasabe'nin arka direğe akıllıca kestiği topta kendisinden 1 boy kısa Patrice Evra ike baş başa kalan Edin Dzeko güzel bir kafa vuruşu ile takımını öne geçirdi. Bu dakikadan sonra Manchester'ın sağlı sollu ataklarla yükleneceğini tahmin etmek zor değil. İlk yarının hemen başında ve ikinci yarı golü bulana kadar bir deplasman takımından beklenilecek en iyi performansı ortaya koyan Wolfsburg bu dakikadan sonra yapması gereken en son şeyi yaptı ve kendi sahasına kapandı. Giggs'in şansınında yardımı ile frikikten beraberliği yakalayan Manchester ardından ilk yarıda karşı karşıya ve daha rahat bir pozisyonda golü bulamayan Carrick'in güzel vuruşu ile maçı koparmasını bildi.


Bu sonuçların ardından Manchester 6 puan ile grupta öne çıktı ve önümüzdeki maçlarda gruptan çıkmayı garantileyip lige dönücekler ve Avrupa maçlarında rotasyona başvurucaklardır. Her ne kadar yenilsede Wolfsburg maçın belli bölümlerinde oynadığı bu futbolla Moskova ve İstanbul deplasmanlarından puan çıkarıcaktır. Beşiktaş ve Cska Moskava arasında 3.lük için avantajlı duran tarafta Cska. Manchester oyun tıkandığında Giggs sahada yoksa onu oyuna sokuyor eger oyundaysa bu sefer onun kurucağı hucum varyasyonlarını deniyor. Yaşına ragmen müthiş fizik gücü ve profesyonelliği Manchester'ın bu dönemi hem ligde hem de Avrupa'da rahat bir şekilde götürmesine olanak sağlıyor. Ancak Ronaldo'nun gidişinin ardından takım hala liderine kavuşmuş değil. İlerleyen turlarda Giggs her maça yetmeyebilir. Manchester elbette ligin ilerlemesi ve Avrupa'da üst tur maçlarının başlaması ile vites yükselticektir ama o ivme bu sefer finali onlara getiricekmi görücez.

Cska Moskova 2 Beşiktaş 1


Beşiktaş ikinci maçından da mağlubiyetle ayrıldı. Cska daha geldiği ilk pozisyonda Dzagoev'in uzaktan şutunda golü buldu. İkinci yarıda bu sefer Krasic solda İsmail'i katladıktan sonra defansın üzerine gidip çektiği şutta ikinci golü buldu. Gerçekten Beşiktaş'ın bu kadar kötü oynamasına ragmen Cska'ya karşı yenilgiyi hak ettiğini söylemek zor zira Cska çokta tempolu bir oyun ortaya koymuyor. Üstelik Beşiktaş biraz yüklendiği dakikalarda Holosko ve Nihat ile pozisyon Ekrem ile golüde buldu. Holosko'nun vuruşunu kaleci kurtarırken Nihat topa bile vuramadı.

Ekrem'den ön oyuncusu,Yusuf'tan sol açık yaratmaya çalışıyor Denizli. Dünya paralar verilip alınan Tabata varken sahada koşmaya takati olmayan Tello'dan mucize bekliyor. Bobo kenarda çürümeye terk edilmiş, bundan önceki maçlarda takımın mücadele eden ve pozisyon bulan tek adamı Serdar Özkan ikinci yarı oyuna dahil oluyor. Hele Rüştü'de ısrar etmek artık takımı sabote etmekten başka birşey değil. Yedigi iki golde birbirinden komik. İşi tadında bırakıp bitirsin artık bu kariyerini daha fazla zedelemeden. Beşiktaş'ın, Şampiyonlar Ligin'de izlediğimiz ikinci maçıda temposuz, tatsız tutsuz bir maçtı. Her iki takımda Şampiyonlar Ligi temposunun uzağında bir oyun ortaya koydu. Cska bu galibiyetle en azından evinde kazanmasını bildi ileriye dönük planlar yapabilir. Beşiktaş üstüste iki Wolfsburg maçı yapıcak ve bu maçlar Beşiktaş'ın bu seneki Avrupa serüvenini belirliyecek. Bu kadro ve oyun anlayışı ile gruptan çıkmalarını beklemek fazla hayalcilik olur, Beşiktaş bu saatten sonra Uefa Avrupa Ligi'ne kendini atabilirse bu gruptaki en iyi işini yapmış olur.

17 Eylül 2009 Perşembe

İnter 0 Barcelona 0


İki akşamdır büyük umutlarla iyi birer maç izlemek için televizyon karşısına oturuyorum ancak sonuç hep hüsran. Dün Beşiktaş-Manchester maçında az gol ve sıkıcı bir maç izlemiştim bu sefer umudum Barcelona idi ama oda yalan oldu. Eto-İbram transferi sonrası aynı gruba düşen bu iki takımın maçında iyi futbol, bol pozisyon ve heyecan bekliyordum ancak olmadı. Hatta daha sonra milli takımın basket maçını bu oyun için terk ettiğime pişman oldum. Her 2 takımında savunmayı mükemmel yapması oyunu sürekli bir orta alan mücadelesine soktu. Xavi bir kez daha insan olmadığını attığı paslarla gösterirken İniesta olmadan yinede Barca tat vermiyor. İkinci yarı oyuna dahil olmasıyla pas trafiği daha iyileşti ancak sonuç değişmedi. Her 2 takımda özellikle Şampiyonlar Ligi seviyesi için yeterli değil gibi. Hoş Mourinho zaten bu takım şampiyonlar ligini mutlaka kazanmalı diyenler futboldan hiç anlamıyorlar diyerek İtalya'da ayar üstüne ayar veriyor millete ama daha iyi bir oyun ortaya koyabilirlerdi. Maç boyuncu yerine oturtmayan Portekizli sürekli direktifler verdi kenardan ama sonuç aynı. Özellikle Messi milli maçlarla başlayan süreçten itibaren kötü oynuyor. Elbette bu kötü oyun Messi'nin geçmişinde koyduğu insanüstü performansa göre kötü. İnter'de ise Muntari özellikle ilk yarıda Alves'e kaptırdığı toplarla Mourinho'yu deli etti ve ikinci yarı oyundan alındı. Maçın 4. hakemi mesaisinin büyük bir bölümünü Mourinho'yu sakinleştirmek ile geçirdi. Ertem Şener'de dün akşamki maçta harikalar yaratan Emre Tilevi hiç aratmadı. Hükümet bu manyak spikerler için bi eylem planı açıklasın halkın ruh sağlığı ile oynuyorlar.

15 Eylül 2009 Salı

Beşiktaş 0 Manchester United 1


Maçı izlemek için televizyonun karşısına geçtiğimde iyi bir maç izleyeceğimi ve Manchester'ın maçtan rahat bir galibiyet çıkaracağını düşünüyordum ancak beklentim doğrultusunda bir maç olmadı. Mustafa Denizli bu sefer Nihat'ı yedek bırakıp Nobre'yi sahaya sürmüş kalede sakat olan Rüştü'nün yerine Hakan geçmiş ve Holosko'da ilk 11'de idi. Manchester'da oynaması beklenen Ferdinand sahada yoktu. İleride Rooney tek forvet sağda Valencia solda Nani orta alanda ise Scholes-Carrick ikilisi ile sahne aldı Manchester. Beşiktaş Galatsaray maçındaki gibi bir oyun ortaya koydu ancak bu sefer Sami Yen'de girdikleri pozisyonları bulamadılar. Tabata'nın etkisizliği ve takımın kanatları kullanamaması neticesinde ileride Nobre pozisyona giremedi. Nitekim ikinci yarı oyuna giren Yusuf ve Tello'da bu soruna çözüm olamadılar. Orta alanda Alman Ernst! ve defansta Sivok çok iyiydi. Maçın genelinde oyunu domine etmesini beklediğim ve son premier lig maçında müthiş hızlı bir oyun oynayan Manchester sahada adeta deplasmanda tek gole razı bir havada oynadı ve Scholes dönen topu iyi takip ederek golü buldu ve Manchester 3 puanı alıp evine dönüyor. Beşiktaş sürekli kadro istikrarsızlığı yaşıyor. Maç öncesinde Bobo kadrodan çıkartıldı her maç farklı oyuncular sahada yer alıyor ve hem Turkcell Super Lig'deki hem de Avrupa'daki rakipleri bu derece kadro değişiklikleri yapmıyor. Bu maçtada açıkça görülen şey kanatların oyuna asla dahil olmaması.İ brahim'den hala medet ummak İbrahim Kaş'tan sağ kanatta performans beklemek gerçekten hayalcilik. Hele Fink gibi bölgenin oyuncusu varken Ekrem'den medet ummak gerçekten ilginç. Nitekim Beşiktaş çokta iyi oynamayan bir Manchester'a karşı 3 puanı kaybetti. Evinizdeki maçta en azından beraberliği böylesine kötü bir rakibe karşı kazanmalıydı. İlerleyen maçlar daha da zor olucak Beşiktaş'ın acilen bir kadro istikrarı ve oyun planı oturtması gerekiyor.

27 Ağustos 2009 Perşembe

Şampiyonlar Ligi

Gruplarında belli olmasının ardından maçları beklemeye başladık. Beşiktaş 2. torbada cenneti 4. torbada cehennemi yaşadı. Manchester gruptan güle oynaya çıkar gerisi ne olursa şaşırmam. A, C ve D, E grupları çok çekişmeli olmaya aday. Barca-İnter eşleşmeside güzel olmuş Barça ve İnter'i, doğu Avrupa turu bekliyor .Bu senede güzel maç ihtiyacımızı Şampiyonlar Ligin'den karşılayacağız.

7 Ağustos 2009 Cuma

Yaktın Bizi Platini

Lyon (Fransa) - Anderlecht (Belçika)

Celtic (İskoçya) - Arsenal (İngiltere)

Timisoara (Romanya) - Stuttgart (Almanya)

Sporting Lizbon (Portekiz) - Fiorentina (İtalya)

Panathinaikos (Yunanistan) - Atletico Madrid (İspanya)

Sheriff (Moldova)-Olimpiakos (Yunanistan)

Salzburg (Avusturya) - Maccabi Haifa (İsrail)

Ventspils (Letonya) - Zürih (İsviçre)

Kobenhavn (Danimarka) - APOEL (Kıbrıs Rum Kesimi)

Levski Sofya (Bulgaristan) - Debreceni (Macaristan)

30 Nisan 2009 Perşembe

Manchester 1 Arsenal 0

Manchester golü belkide bahis oynayanların asla üzerine bahis oynamıyacakları bir isimle buldu.O'Shea arka direkte nasıl olsa atamaz diye mi boş bırakıldı yoksa kendinimi unutturdu bilemiyoruz ama bildigimiz tek şey Manchester tur için avantajı ele geçirdi.Arsenal'de Almunia tüm gayretine ragmen gole engel olamadı ama en azından farkın daha da açılmasını engelledi.Manchester Emirates'e avantajlı gidiyor ve tura yakın olan taraf, Arsenal finale gitmek istiyorsa bu akşam gösterdigi performansı aşmalı ve özellikle forveti beslemeli.Sir ve Wenger o kadar sık karşılaşıyorlar ki artık takımlar birbirini ezberlemiş durumda.Farklılıklar ve skoru tayin eden vuruşlarda hiç hesapta olmayan oyunculardan geliyor.....