Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlerbirliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2013 Pazartesi

Gençlerbirliği 2 Fenerbahçe 0 / Bitti

Fenerbahçe'nin bu sezon iyi oynamadığı ama 3 puana uzandığı maçlar oldu, hatta sıklıkla defansta beklediği ama 3 puanı aldığı maçlar sayesinde Avrupa Ligin'de perşembe akşamı Benfica karşısına çıkıcak. Bunun tam tersi olarak iyi oynadığı, oyunu kontrol ettiği ve hücum ettiği maçlarda sahadan 1 puan bile alamadan ayrıldı. İkinci yarı Sivas, Beşiktaş ve son olarak Gençlerbirliği maçları. Son Gençlerbirliği maçı diğerlerinden farklıydı, çünkü bu maçının sonunda Fenerbahçe şampiyonluk yarışını kaybetti. Ligin bitimine 4 maç kala Galatasaray'ın 7 puan gerisine düştü. Her ne kadar Galatasaray ile içeride oynanıcak olsada artık bu farkın kapatılması matematiksel olarak mümkün görünse dahi imkansız. Fenerbahçe Gençlerbirliği'nin 2 atağında kalesinde 2 gol gördü. Rakip kalede ise girdiği pozisyonları değerlendiremedi. Ya  kötü vuruşlar yaptı  ya da Gençlerbilirği kalecisi ve defansın müdahaleleri ile golü bulamadı. 


Ligin ikinci yarısında değil, ilk yarıda daha önceki sezonlarda olduğu gibi fazlaca puanlar kaybetti Fenerbahçe. İkinci yarı normale döndü ama bu performans ipi gögüslemeye yetmedi. Bununla birlikte 3 kulvarda gitmesini takdir etmek gerekir. Şu saatten sonra bütün konsantrasyonun Benfica maçlarına verilmesi gerekiyor. Geriye Galatasaray'ı iç sahada yenerek ligi bitirmek ve hızla Şampiyonlar Ligi için yapılan planlamanın hayata geçirilmesi gerekiyor. Dün akşam sahada yaşananlar önümüzdeki sezon yaşanmak istemiyorsa, ligin ilk yarısında başka ikinci yarısında başka performans sergilenmemesi için buna şimdiden başlamak lazım. Benfica'ya karşı işimiz ligde olduğundan belki daha zor ama geriye kalan en anlamlı hedefte limitler zorlanmalı. Ligin ikinci yarısındaki ve sezon boyunca Uefa Avrupa Ligin'deki Fenerbahçe bunu başaracak güçte. Gerisine sezon sonu bakarız.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 4 Gençlerbirliği 1

Marsilya deplasmanından sonra içeride Gençlerbirliği ile oynamak kolay değildi nitekim ilk golü buldular ve ilk yarı Fenerbahçe beraberlik golünü atana kadar oyunu kontrol ettiler. Kuyt&Sow A.Ş işbirliği ile beraberliği yakaladık ve 2. yarı vitesi birden 5'e taktık. Oyunu rakip sahaya yıkan Fenerbahçe; Meireles, Kuyt ve ilk 11'i istiyorum diye bağıran Sezer Öztürk'ün golleriyle maçı kazanmasını bildi. Özellikle ikinci yarıdaki oyun mükemmeldi. Paslaşma, alan daraltma, her iki kanadı etkin kullanma ve goller harikaydı. Fenerbahçe'nin bu sezon oynadığı en iyi futboldu diyebilirim. Özellikle gollerin gelmesiye daha da isteklenen ve rakip kale önünde etkili olan bir Fenerbahçe vardı. Mehmet Topal'ın çıkıp Sezer Öztürk'ün girmesiyle orta alanda pas varyasyonlarının hızlı bir şekilde arttığı Fenerbahçe hızlı hücumları çok başarılıydı. Bu oyunda Gökhan Gönül'ün sağ kanattan Hasan Ali Kaldırım'ın ise sol kanatta bindirmeleri ve asistleri Alex sonrası oyunu merkezden kanatlara yaymaya başlayan Fenerbahçe için kilit öneme sahipti. Özellikle Hasan Ali'nin ayrıca tebrik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem hafta içi kupa maçında hem de ondan sonra Avrupa maçında dinlendirilmesi şart. Sow'un golü usta işiydi, röveşeta denemesinde kaleci başarılydı ama Kuyt ile birlikte sürekli istekli ve golü arayan bir ikili olduklarını ve sezonu mükemmel geçirdikleri söylemeliyiz.

Fenerbahçe Avrupa Ligin'de gruptan lider çıkmayı garantiledi ve Eskişehir maçı hariç (skor anlamında) oyununu rakiplere kabul ettirmeye başladı. Ligde aldığı galibiyetler ile ikinciliğe yerleşti ve puan farkını kapadı. Artık devre arasına kadar lige konsantre olucaklarını söyleyebiliriz. Hafta içi Pendik maçı daha sonra ise içerdeki B.Mönchengladbach maçlarında rotasyon yapılıcağı aşikar. Serkan Kırıntılı'dan, Özgür Çek'e; Krasiç'ten, Salih'e ve Recep Niyaz'a, herkesin maç kondüsyonu ve hocaya kendini ispat etmek açısından fırsatı var. Egemen ve Mehmet Topuz'un sakatlık sonrası uzun soluklu denemeleri ve mutsuz Semih-Bienvenu ikilisinin ilk 11 hasretleri bu maçlarla dindirelebilir. Çok fazla maç yaptığımız bu süreçte bu bir zorunluluk aynı zamanda. Haftaya Fenerbahçe, dinlenmiş şekilde ve yedek kadro ile kupa maçını geçtikten sonra Kayserispor deplasmanında olucak. Bir ivme yakalandı, özellikle oyun ve istek umarım böyle devam eder.

5 Mart 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 6 Gençlerbirliği 1

Artık kesin olarak emin olduğum birşey var, o da deplasmana gidenler sanırım başka bir Fenerbahçe. İki takım ve iki oyun arasındaki farkı anlatıcak bir kelime dünyanın en zengin dillerinden Türkçemiz de dahi yok. Erken gol ile başlayan muhteşem gece, maç sonunda skorborda yazan 6 gol, inanılmaz goller ve en önemlisi geçen hafta sahada göremediğimiz mücadele vardı. Alex'in adrese teslim ortasına Stoch öylesini bir şut vurduki  bu sezon attığı hangi golü en iyi seçiçez diye düşünenlerin işi bir kat daha zorlaştı. Geçen haftanın formsuzu Mehmet Topuz, sağ kanattan Gökhan ile oyunu forse etmeye başlayınca geçen yıl aynı kanattan bir diğer Senegalli Niang'ın, Trabzon'a attığı golün benzerini Sow, Gençlerbirliği ağlarına gönderdi ve skor bir anda 2-0'a geldi. Gençlerbirliği bu dakikalarda oyuna tutunmaya ve gol aramaya çalışırken Stoch bir kez daha sahneye çıktı ve sağ köşeye bakarken sol köşeye vurduğu top ile skoru 3-0'a getirdi ve maç ilk yarı sonunda kazanılmıştı. 

İlk yarının sonlarında iki değişiklik yaparak oyuna müdahale etmeye çalışan Fuat Çapa ikinci yarının hemen başında etkili presle başlayıp gol bulmayı planlıyordu. İlk 5 dakika oyuna hakim olan Gençlerbirliği ardından kalecinin büyük hatasında Emre'nin boş kaleye uzaktan yolladığı şut ile kafa olarak maçtan düştü. Skor avantajı ve önümüzdeki hafta Ankaragücü ile oynanıcak olması sebebiyle sarı kart sınırında olanlar sırasıyla kart görüp ardından kenara gelerek maçı tamamladı. Maçın son değişikliği genç yetenek Recep Niyaz ile yapılarak ilk kez Kadıköy'de forma giyme heyecanı da kendisine yaşatılmış oldu. Alex'in golü ve Dia'nın attığı son gol pastanın üzerindeki krema oldu. Fenerbahçe liginen iyi ekiplerinden birine karşı çok rahat bir oyun ve bulduğu goller ile 6-1 gibi bir skorla sahadan ayrıldı. İlk yarıda deplasmanda oynanan Gençlerbirliği maçını düşünün birde. Takımın asıl sorunu tam olarak bu. Deplasman ve iç saha oyunları arasında gözlenen muazzam uçurum. Aykut Kocaman her iç saha galibiyetinin  ardından bunun deplasman galibiyeti ile perçinlenmesi gerektiğini söylüyor ama bunu bir türlü gerçekleştiremiyoruz. Önümüzde ligden düşmüş ve oyuncularının birçoğunu kaybetmiş bir Ankaragücü karşısında bunu en azından psikolojik olarak kırma şansımız var. Ardından içeride alınacak derbi galibiyeti ile işler bizim açımızdan daha güzel hale gelebilir.

26 Kasım 2011 Cumartesi

Gençlerbirliği 0 Fenerbahçe 0

Fenerbahçe'nin deplasman galibiyetleri artık sonlanıcak gibi duruyor en azından üst üste galibiyetler uzak görünüyor. Beşiktaş, Sivas ve en sonunda Gençlerbirliği deplasmanında da takım puan kaybetti. Maça kadroda bazı değişiklikler ile başlandı. Bekir'in cezalı, Mehmet Topuz'un sakat olması zorunlu değişikliklerdi bunlara orta alanda Baroni'nin yerine hocanın tercihi ile Selçuk'ta eklenince uzun zaman sonra başka bir kadro sahada idi. Fenerbahçe'nin sezonun tamamında görülen hareketsizliği bu maçta devam etti. Özellikle hücum hattında takım üretkenliğini sağlayamadı. Maçın en iyi üç isminin Yobo ve Bilica ile kalede Volkan olduğunu söylersem maçı izlemeyen biri durumu anlıyacaktır. Oyunu kontrol eder gibi gözüktük fakat topla oynamamız ya kendi yarı sahamızda ya da orta alanda olan paslaşmalarımızdan ibaretti. Topa sahip olmamıza rağmen gole yaklaşamamızın en önemli sebebi iki kanat idi. Solda Caner ve sağda Özer öylesine toplar kaybettiki maçtan çıkan ilk iki oyuncuda ikisi oldu. Üstelik Ziegler'in çakılı oyununa Alex'te topla buluşmak için geriye sık sık gelince kanatlardan top ileriye taşınmamaya ve Alex kaleden çok uzakta topla buluşmaya başladı. Kaptan bu duruma maçın sonuna doğru öyle sinirlendi ki, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi 5 Gençlerbirliği oyuncusunu arka arkaya çalımladı. 


Fenerbahçe adına kanatların işlememesi ve ileride Alex'i topla buluşturamamız oyunu etkiledi dedik. Bienvenu sırtı dönük oynayamadığı gibi aldığı topları da rakibe vermeye başlayınca, ileride top tutmamız imkansıza yakın bir hale geldi. Özer'in sürekli içeri kat etmesi ve aldığı topları çalım ve geri pas ile sonlandırması ve en önemlisi geriye yardıma gelmemesi Gökhan'ın savunduğu sağ kanadı Gençlerbirliği adına cennet bahçesine çevirdi. Sık sık kontraatak imkanı yakalayan Gençlerbiliği, buradan Fenerbahçe kalesine çokça tehlike yaşattı hatta bazı pozisyonlarda sol kanatta bomboş bekleyen arkadaşlarını göremeyen Gençlerbirliği oyuncuları sayesinde    Fenerbahçe tehlikeyi ucuz atlattı. Özer ve Caner'in yerine Semih ve Uğur Boral girdi. Bienvenu sağ açık mevkisine geçti ve bu dakikadan sonra Gökhan Gönül hem geriye gelip kanatı savunmaya hem defanstan aldığı toplarla hızla bindirme yapmaya çalıştı ki, kendisini ayrıca tebrik etmek lazım. Sol kanatta Uğur ise Caner'den bile kötü bir performans gösterdi. Kendisini eski günlerinde sanıyor ama ayakları artık onu kaldırmıyor. Topu atıp koşmaya çalıştığı kaç pozisyonda başarısız oldu ve Stoch oyuna girdğinde bu sefer olması gereken en son yer olan sağ açığa geçti. Stoch oyuna girer girmez yakaladığı pozisyonda aşırtma mı yerden mi vuruş yapayım kararsızlığı yaşayınca maçın Fenerbahçe adına Emre'nin direkten topu ile birlikte ikinci pozisyonu olan bu şansı da heba oldu gitti. Stoch'un 78. dakikaya kadar kulübede oturup, iki dakika ısındıktan sonra oyuna girmesi ve her iki kanatta dökülen ve sakat oyuncular varken dahi ilk 11'de yer almaması elbette bu son vuruşu beraberinde getirdi. Gençlerbirliği maç boyunca topa sahip olmaya, belli setleri oynamaya, yardımlaşmaya ve hızlı bir şekilde hücuma çıkmaya çalışan genç ve koşan bir takım. Bitirici bir hücum oyuncuları olsa ligde çok can yakarlar. Fenerbahçe'de bu maç artık kırmızı alarm seviyesine gelen forvet ve kanat sıkıntısı umarım en kısa sürede olumlu transferler ile aşılır ve en önemlisi yedekler arada bir 11 başlama şansını yakalar. Bu temposuzluk ve ileride top tutamama ve çoğalamama geçen sezonla kıyaslandığında takımın attığı gol ve girdiği pozisyonları da dikkate aldığımızda takımın eksik noktaları. Ara transfer ve fizik-kondüsyon takımın ihtiyacı olan şeylere kavuşması için gereken iki anahtar kelime.

7 Mart 2011 Pazartesi

Gençlerbirliği 2 Fenerbahçe 4

Sakatlar düşünüldüğünde takımın alışık olduğu düzenden taviz vermesi beklenirken buna havanın bozma ihtimalide eklendiğinde Gençlerbirliği maçı daha da zorlaştı. Dün akşam Trabzonspor'un galibiyeti zor olan maçı biraz daha sıkıntılı hale getirdi. Galibiyet serileri zaten rakiplerinizi motive ederken Gençlerbirliği gibi son haftalarda toparlanan bir takıma karşı maça iyi başlamak önemliydi. Topuz orta alana geçmiş Bekir sağ kanatta yerini almış ve Özer maça sol kanatta başlayarak Fenerbahçe oyuna alışılmış dizilişini terk ederek başlamıştı. Ancak goller o kadar kolay geldiki, Fenerbahçe oyunda gözükmediği dakikalarda birden durumu 2-0 yaptı. Gençlerbirliğinin bu kadar oyundan kopması kimsenin aklından geçmiyordu ve takımın maçı aldık havasına girmesi ile maç birden 2-2'ye geldi ve kazanılan avantaj ilk yarı bittiğinde ortadan kaybolmuştu. 

İkinci yarı başladığında herşey yeniden aleyhimize dönmüştü ve buna yoğun kar yağışıda eklenince işler yeniden zorlaştı. Takım sahada pas yapmakta zorlanırken ilk yarıyıda moralleri kapatan Gençlerbirliği avantajlı konuma geldi. Ancak kar yağışını arttırdığı oranda Fenerbahçe'de pas yapma isteğini arttırdı ve Alex & Niang işbirliği ile yeniden dümene geçtik ardından Santos mükemmel duvar pasını güzel bir vuruşla tamamlayınca skor yeniden 2 farklı duruma geldi. Dia'nın ağırlaşan sahada etkinliği azalınca Aykut Hoca'nın orta alanı güçlendirmek amacıyla Baroni hamlesi, maçın genel gidişini değiştiren önemli faktörlerden biriydi. İkinci yarı uzun bir aradan sonra Caner ve Guiza'da sahadaki yerlerini aldılar ve geçici olarak verdiğimiz liderliği yeniden geri aldık. Takım ilk 2 golü bulduktan sonra ilk yarının sonuna kadar oyundan koptu ve az kalsın maçı burada kaybedicektik. Devre arası ile soluklanma ve uyanma fırsatını yakaladık ve ikinci yarı maçı koparmasını bildik. Galibiyet serisi giderek artıyor ve önümüzdeki hafta içerde Konya'yı geçtikten sonra hedefimiz Arena'da bekleneni gerçekleştirmek ki ilk deplasman takımı galibiyetide bize yakışır. Takım ikinci yarının tüm maçlarında geriye düştüğü maçlar dahil elinden gelenin en iyisini sahaya yansıtmaya devam etti ve bu performans lig sonunda bizi mutlu sona ulaştırıcak.


2 Ekim 2010 Cumartesi

Fenerbahçe 3 Gençlerbirliği 0

Fenerbahçe geçen hafta 6 gollü bir galibiyet almış ancak defanstaki hatalar can sıkmıştı. Gençlerbirliği karşısına bu bölgeye neşter vurularak başladı Aykut Hoca.  Santos'u kulübeye, Bilica'yı ise Baroni ile kadro dışına yolladı ki geç bile kalınmış bir hamleydi bence. Yobo'nun defansa yerleşmesi ile takım orta alanında yardımıyla daha derli toplu bir hale geldi. Gençlerbirliği'de lige kötü başlayan ve sakatlıklarla boğuşan bir durumda idi ve maçın genelinde sertlikten başka hatırlanıcak olumlu bir hareketleri yok. Maça iyi başlayan Fenerbahçe Alex'in direkten dönen ve Mehmet Topuz'un kaleciden dönen şutları ile yaklaştıgı kaleye Santos'un yerine ilk 11 başlayan ve bugün olumlu bir performans ortaya koyan Caner'in mükemmel ortasına Niang'ın vurduğu kafayla topu ağlarla buluşturdu. Hemen ardından bu sefer bizim hiç alışık olmadığımız şekilde Niang topu aldı, rakibinin belini kırdı ve vurduğu top Gençlerbirliği defansına da çarparak gol olunca maçta erkenden koptu. 


İlk yarı skor avantajını yakalayan Fenerbahçe ikinci yarıda sertliğini sürdüren Gençlerbirliğ'inin 10 kişi kalması ile iyice rahatladı ve muhteşem bir organizasyon ile forvetin başlattığı atakta topu kontrol eden sağ bek müsait durumdaki sol beke topu aktararak 3. golü attıki son zamanlarda görmediğimiz kadar organize bir goldü. Defansta Lugano ve Yobo uyumu takımın oyununu bir adım yukarı taşırken buğün orta sahada Selçuk ve Emre mükemmele yakın bir performans ortaya koydular ki her ikiside çok sert faullere maruz kaldı ve Selçuk oyunu terk etmek zorunda kalırken Emre burnuna aldığı darbe sonrası kısa bir kanama geçirdi. Dia ve Alex geçen haftaki performasnlarından uzak olmalarına rağmen iyiydiler ve sol bek Caner ve sağ açık ve oyunun kalan kısmında orta saha oynayan Mehmet Topuz'da geçmiş maçlara oranla iyiydi. Kazım uzun bir aradan sonra ''bu forma kutsaldır nasip olmaz herkese'' sözünü kendine şiar edinmiş bir biçimde formasını 3 kez  öptükten  sonra oyuna dahil oldu. Santos'ta oyuna girdikten sonra sol açık pozisyonunda görev aldı ve Gökhan'ın pası ile maçı bitiren gole damgasını vurdu. Gökay'ın oyuna girmesi Okan'ın ardından olumlu bir gelişmeydi ve Aykut Kocaman olmasa bu hamleleri göremeyeceğimizi hepimiz gayet iyi biliyoruz. Hem bu maçta hemde Fenerbahçe'ye geldiğinden beri mükemmel oynayan Niang'a bir parantez açmak lazım çünkü taraftar bazen Niang'ın bizim forvetimiz olduğunu idrak etmekte zorlanıyor. Bugün kafayla golünü attı ,rakibi geçip 2. golü yarattı, forvet oyuncusunun yapması gereken herşeyi sahada yaptıki gerçekten sevinmemek elde değil. Kendisini takıma kazandıranlara şükranlarımızı sunmak lazım çünkü son zamanlarda bu takımda gördüğüm en etkili forvet ki aman nazar değmesin. Fenerbahçe lige verilen arada sakatlarının takıma katılmasını bekliyecektir umarız ki milli takımlardan dönenlerde de bir sorun olmaz ve deplasmanda alınacak bir Konyaspor galibiyetinin ardından derbide evimizde Galatasaray'ı yenip lige iyice ağırlığımızı koyarız. Takımın Kasımpaşa ve Gençlerbirliği gibi fazlaca oyuna ağırlığını koyamayan takımlara karşı aldığı galibiyetler elbette ayaklarımızı yerden kesmesin çünkü takımda hala bazı organizasyon bozuklukları ve form durumu yerlerde sürünen oyuncuları var. Sevinmemiz gereken noktalar, oyunculara kimsenin vazgeçilmez olmadığının hatırlatılması ve alınan galibiyetlerle morallenip lige yeniden ağırlığımızı koymamız ve en önemlisi Aykut Hocanın kafaca rahatlaması. Gençlerbirliği sakatlıklar nedeni ile kadro kurmakta zorlanıyor belki ama Thomas Doll'ün elinde çokta iyi bir kadro olduğunuda söyleyemeyiz. Maç boyunca ortaya koyabildikleri tek oyun hamlesi sertlikti ve bu silahta dönüp onları vurdu ve sahadan mağlubiyet ile ayrıldılar, diğer maçlarını seyretmediğim için kesin bir yargıdan kaçınayım ama fazlaca düz bir takım görüntüsü verdiler bu maç itibariyle.

4 Ekim 2009 Pazar

Fenerbahçe 3 Gençlerbirliği 0


Galatasaray'ın yenilgi haberi ile maça başlayan Fenerbahçe, bu maçı kazandığı takdirde kırılan en iyi başlangış rekoru bir yana puan farkını 5'e çıkarma ve ligin zirvesinde rahatlamak için maça büyük bir heves ve orta alanda zaman zaman çok bir şekilde yapılan pres ile başladı. Nitekim sağ kanattan Gökhan Gönül'ün içeriye kestigi topta Guiza topu Alex'in önüne bıraktı ve kaptan topu köşeye göndererek takımı öne geçirdi. İlk yarıda Gençlerbirliği gole kadar ve golün ardından ilk yarının sonuna kadar Fenerbahçe'nin geriden çıkışlarında orta alanda iyi bastılar. Buralarda kaptıkları toplarlada tehlikeli kontrataklar geliştirdiler. Özellikle maçın ikinci yarısında belli bir bölüm sahada Fenerbahçe'yi çok zor durumda bıraktılar. Bu dakikalarda Volkan yaptığı müthiş kurtarışlarla maçın Gençlerbirliği lehine dönmesini engelledi. Bu baskının kendini iyice hissettirdiği anlarda sahanın en kötü adamlarından biri olan Santos soldan getirdiği topu Alex'e aktardı ve Alex daha topu kontrol ederken rakibini ekarte etti ve kalecinin beklemediği noktaya topu gönderip herkesi rahatlattı. Bunun ardından gelen değişiklikler ve hakemin hatalı kararları nedeniyle artan seyirci baskısıda, hucum açısından baskının artmasını sağladı ve son goldede Alex'in ortasına Lugona arkadan gelerek golü yaptı.

Maçın genelinde özellikle orta alan Fenerbahçe açısından mükemmeldi.F enerbahçe'ye geldiği günden bu yana Baroni en iyi maçını oynadı.S on sezonlarında Josico ve Maldonado'yı izlemek zorunda kalan seyirci için Baroni'nin oyunu bir Gerrard havası yarattı. Topa basmada ve kaptığı toplarla yaptıgı çıkışlarla sahanın en iyilerindendi. Özellikle Emre ile yakaladıkları uyumda mükemmele yakın. Emre cezasının bitimin ardından biraz daha sakinlemiş gibiydi. Zaman zaman kendini kontrol etmekte zorlansada birçok pozisyonda sert faullerle durdurulmasına ragmen sakindi. Maçın genelinde başlattığı hücum pres Galatasaray'da yakaladığı en üst form düzeyindeki günlerini hatırlattı. İkinci yarı çektigi müthiş şut direkte patladı o pozisyon gol olsa müthiş performansını golle süsleyebilirdi. Emre ve Baroni'nin uyumunu defansta da Lugona ve Bilica'da yakaldı. Özellikle Bilica son 3 maçta hatasız bir performans sergiliyor. Volkan, Avrupa kupasındeki maçta ve bu geceki maçta kendini aşan bir performans sergiledi. Maçın genel gidişatını belirleyen oyuncuydu. Maçta Fenerbahçe adına iyi olan bu oyuncuların yanı sıra Santos ve Guiza'nın performansları hala hayal kırıklığı. Her iki oyuncuda Alex'e birer asist yapmasına ragmen gerçek görevlerini yapamadılar. Bu oyuncuların milli takımlara katılacağıda düşünülürse bu performanslarını bir üst düzeye taşıyacaklarını söylemek zor olucaktır. Uzun yolculuklar bu oyuncuların geri dönüşerinde özellikle Santos'un kondüsyon düşüklüğü yaşamasına neden oluyor .Özer bu maçta oyuna girdi ve kısa bir sürede olsa izleme fırsatını bulduk. Son dakikalarda oyuna giren Semih golü yapıcak fırsatları yakaldı bu kadar kısa sürede golü bulabilirdi. Fenerbahçe adına son söz kaptana. Bu adamın tartışılması, koşuyor koşmuyor,i yi kötü diye eleştirilmesi gerçekten futbola hakaret. Maçı koparan adam yine o oldu. Guiza bu performansı ve Daum,Guiza ısrarını sürdürürse ona daha çok ihtiyacımız olucaktır.

Gençlerbirliği maçı kaybetmesine ragmen oynadığı futbol ile neden bu maça yenilmezlik ünvanı ile çıktığını kanıtladı. Genç ve koşan bir takıma sahipler. Özellikle yabancı oyuncularının oyuna katkısı mükemmel. Harbuzi ve oyuna ikinci yarı giren Mendonça çok etkiliydi. Oyuna ikinci yarı dahil olan Burhan ve Hurşit'te takımın etkinligini arttırmasında rol oynayan oyunculardı. Thomas Doll gerçekten iyi bir takım ve oyun planı kurmuş. Geçen seneki Gençlerbirliğini hatırladıkça bu takım onun yanında Barcelona gibi kalıyor.İ lerleyen haftalarda daha iyi yerlere geliceklerdir. Maçın ikinci yarısında kurdukları baskıyı ligde kaldırabilecek çok fazla takım yok.

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Mustafa Pektemek

Gençlerbirligi'nin yakın zamanda para kazanıcağı isim olarak görüyorum genç golcüyü. Henüz 21 yaşında ve milli takımımızın U-21 kadrosunda da yer alıyor. Sakarya'nın Türk futboluna armağan ettigi yeteneklerden biri o da. Bu sezon 20 maçta ilk 11'de yer aldı ve ligde 8 golü bulunuyor. Daha iyi bir takımda ve arkasında kendisini besleyecek iyi bir orta saha ile bu sayıyı arttırması mümkün. Önümüzdeki transfer sezonunda değerlendirilmesi gereken bir isim olarak görüyorum kendisini ve 3 büyüklerden herhangi birinde kadro içerisinde alternatif forvet olarak düşünülebilir...